Modern insanın trajedisi Babil

 Barış Saydam 

Babil (Babel), bilindiği üzere Babil Kulesi efsanesinden yola çıkılarak hazırlanmış bir proje. Hikayenin birçok farklı versiyonu olsa da özetle, cennete ulaşmak için kule inşa etmeye çalışan kabilenin, Tanrı tarafından cezalandırılışının öyküsü şeklinde yorumlayabiliriz. Hikayeye göre insanların bu kibirli davranışına ceza olarak Tanrı, kabiledeki insan sayısı kadar dil yaratarak insanlar arasında kaosun egemen olmasına yol açar. Birçok dilin oluşmasıyla birbirini anlayamayan, birçok farklı dilin konuşulduğu bir toplum ortaya çıkar. Babil filmi de çok yerinde bir vurguyla günümüz dünyasının iletişimsizlik ve hoşgörüsüzlük ortamını bu eski hikayeyle ilişkilendirir.

Filmde yönetmen, dört farklı ulusa mensup karakterleri ele alarak baştan çok ulusluluğa, kültürel kimliklere ve farklılıklara değinmek için zeminini hazırlar. Hikayelerden ilki Fas’ta bir ailenin başından geçenleri anlatır. Çobanlık yaparken abisiyle girdiği iddia sonrasında turistleri taşıyan bir otobüse ateş açan iki çocuğun ve ailesinin başından geçenlere tanık oluruz. Çocukların yanlışlıkla bir Amerikalıyı vurması birdenbire siyasi krize neden olur. Bu noktada, filmin ağırlık merkezini oluşturan Amerikalı çiftin yaşantısına geçeriz. Filmin Meksika’da geçen bölümü ise, göçmenlik sorunuyla iç içe anlatılır. Filmin son hikayesi Japonya’da geçer. Annesinin intiharı sonrasında, babasıyla birlikte yaşayan, sağır ve dilsiz Chieko, dış dünyayla iletişim kuramaz haldedir. Chieko, çevresindeki bütün imkanlara rağmen mutsuzluğunu giderebilecek, yalnızlığına çare olacak ve iletişim kurabilecek birini bulamaz.

Finalinde farklı hayatları ve hikayeleri birleştiren yönetmen, böylece içinde bulunduğumuz dünya üzerine trajik bir resim sunmaya çalışır. İletişim biçimlerinin doğrudan yerine dolaylı olması, belki de insanların karşılaşma alanlarını hiç olmadığı kadar önemli kılar. Gerçekliğin etkilerinin daha net görülebildiği bu alanlardan yararlanarak karakterlerini birleştiren Inarritu’nun bu tercihi, günümüzde önemi artan yüz yüze kurulan iletişimi vurguladığı gibi, çağımızın yabancılaşmış bireylerine de bir göndermedir aynı zamanda. Inarritu izleyicilerine, yaşadıkları dünyanın gerçeklerini, paranoyalarını, yalnızlıklarını, hoşgörüsüzlüklerini göstermek ve bir çarpışma yaratarak birbirinden farklı insanları bir araya getirmeyi amaçladığından hikayelerini tek bir paydada birleştirmeye çalışır. Sürekli kafamızda oluş(-turul)an klişeler ve belli düşünce kalıpları yüzünden kendimiz dışında kalanları “öteki” diyerek değersizleştirdiğimiz, onlardan uzak durduğumuz, onlarla karşılaştığımızda ise, bu klişelere daha da sıkı sarıldığımız gerçeğinden yola çıkan Babel, iletişim kanalları tıkanan, yabancılaşmış bireylerin, ancak yaşadıkları trajedilerle birbirlerine bağlanabildiği gerçeğini de su yüzüne çıkarır.

Ortaya koyduğu gerçekçi tabloya rağmen, film kapanışındaki mesajıyla umudunu korumayı ihmal etmez. Belki yönetmen, Babil Kulesi efsanesindeki kabilenin durumuna düşmemek için Babil ile kendince bir uyarı yapmaktadır. Teknoloji ve bilim temelinde yükselen modernizmin ve farklılıkların yok oluşunu simgeleyen modernitenin iflasını gözler önüne serer. İnsanın kendi geliştirdiği, ileriye götürmesi beklenirken onu geriye götüren teknoloji toplumunun hastalıklı yapısını ve bireyin içine düştüğü acınası insanlık durumunun da vahametini bu sayede daha net anlatma imkanına kavuşur. İnsanların sadece acıların, felaketlerin ve afetlerin çevresinde bir araya geldiği, önyargıları yüzünden sürekli karşılarındakilere korkular beslediği ilginç bir çağın dışavurumunu sunar. Bunları ortaya koyarken de, filmini üç kıtaya ve beş farklı dile yayarak, hoşgörüye, çeşitliliğe, hayata ve insanlığa olan inancını korur. Karakterlerin yaşadıkları trajediler ile iletişim kurmanın ve önyargılarımızdan arınmamız gerektiğini de yarattığı tezatlıklar ile çok yerinde anlatır. Dilin aşılamaz bir engel olmadığını, insanların görüntüler ve müzikler başta olmak üzere, sanatın çeşitli boyutlarıyla da ortak bir iletişim alanı yaratabileceklerini açık yüreklilikle filminde işler.

Yönetmen Alejandro González Iñárritu
Senarist Guillermo Arriaga
Yapım yılı 2006, ABD/Meksika

Devamını Oku...
Bir cevap yazın