Bir kitabın içinden bir filmin anatomisi

 Kültigin Kağan Akbulut

Not: Yazı, Bir Zamanlar Anadolu’da filmine dair gelişmeleri içermektedir.

Bir yaşam deneyimi, bir hikâye, bir fikir nasıl senaryoya dönüşür? Senaryo nasıl şekillenir? Oyuncular ile senaryodaki karakterler nasıl özdeşleşir? Mekân ile filmin ruhu nasıl bulunur? Yönetmenlik nerede devreye girer? Nuri Bilge Ceylan sinematografisinin dönemeç noktalarından Bir Zamanlar Anadolu’da, yönetmenin yakın arkadaşı Ercan Kesal’ın başına gelenlerden ilham almıştı. Ercan Kesal filmin doğuş sürecini, senaryo yazımını, oyuncu ve mekan seçimlerini ve filmin çekimlerini tuttuğu günlüklerden yola çıkarak yazdığı Evvel Zaman kitabıyla aktarıyor.

Filmin hikâyesi Ercan Kesal’ın zorunlu hizmet göreviyle köyde doktorluk yaparken tanık olduğu bir olay ve yaşadığı deneyime dayanıyor. Köyde bir cinayet işlenir. Katil öldürdüğü kişiyi bir yere gömer, ancak hatırlamaz ya da hatırlamadığını söyler. Bunun üzerine savcı, doktor, polisler, jandarma ve diğer görevliler katil zanlısıyla birlikte cesedi aramaya başlar. Kesal’ın genç yaşta başına gelen bu olay hayatına derin bir iz bırakmıştır. Yıllar sonra film süreci başlar. Kitaptan okuduğumuza göre, büyük oranda “gerçek olay” ile filmdeki hikaye birbirinden farklıdır. Ceylan’ın senaryo yazım süreci başlamadan önce Kesal’a, “öncelikle filmi, senaryoyu vs. unut. Şimdiye kadar yazdıklarını da unut,” diyerek yola çıkması önemli bir nokta. Kesal’ın hikayeyi en baştan anlatmasıyla Nuri Bilge Ceylan ve Ebru Ceylan da dahil olarak senaryo sürecini başlatırlar.

Senaryo yazım sürecine dair Kesal’ın şu yazdıklarına bakalım: “Her seferinde, elimizdeki parçaları yeniden ve kendi icat ettiğimiz bir ‘puzzle’ gibi dizip, yeniden oluşturduğumuz ‘gerçeğe’ şaşırarak bakıyorduk işte…” Kesal bu noktada Ebru ve Nuri Bilge Ceylan’ın yönlendirmeleriyle senaryoyu ve karakterleri bir bir örüyor. Senaryonun en dikkate değer noktası da “çatı”nın kurulup yıkılması. Kesal kitabın senaryo bölümünde birkaç sayfada bir yeni oluşturdukları çatıyı aktarıyor. Devamlı güncellenen yapıda bir çatı var. Bunun nedenini Kesal “3 Maymun” filminde de yaşadığı benzer bir soruna başlıyor, “senaryonun matematiksel zorunluluklarına.” Bir Zamanlar Anadolu’da filminin bir saat ya da çözüme ulaşan bir matematik problemi gibi yapısını oluşturuluyor.

Filmin kilit sahnelerinden biri de, muhtarın evinde katil zanlısının nasıl çözüleceğiydi. Katil aslında cesedin nerede olduğunu hatırlamaktadır, ancak söylememektedir. Peki, bir katil ne zaman yaptığından pişman olur ve “çözülür”? Kesal’ın deyimiyle “ne olmuştur da Kenan (katil zanlısı) artık her şeyi anlatmaktan çekinmemiştir ve cesedin yerini göstermiştir. Komiserin, Kenan’ı nasıl ikna ettiğini seyirci nasıl öğrenecek?” Tabi ki bizi izleyici olarak bir nokta daha ilgilendiriyor: Türkiye sinemasının bu en büyüleyici sahnelerinden biri nasıl oluşturulmuştur? Bu noktada Kesal, Çehov’un Hayaller öyküsünü tekrar okuduğunu belirtir. “Katil Kenan’a insani bir boyut katacak sıkı bir rüya gerekiyor. Katil rüyayı görür, uyanır ve sorgu odası.” Birkaç gün sonra ekip rüyayı da kararlaştırır. Kesal, Çehov’un bozkır öyküsünü okumuştur. “Katilin rüyasının içeriğini tartıştık. ‘Gündelik yaşamla rüya karışsın, anlamayalım.’ Kenan, rüyasında öldürdüğü Yaşar’ı görebilir. ‘Sen ölmemiş miydin Yaşar Abi?’” Ve birkaç gün önceki notlarla rüya sahnesi nihayet birleşir: “Katilin rüyası nasıl olmalı? ‘Rüyanın son planlarını hala rüya zannetsin ama son plan gerçek olmalı,’ diyor Nuri. Belki rüyanın içinde ya da sonunda kapı açılarak muhtarın kızı içeriye girer.” Filmde muhtarın güzeller güzeli kızı elince çay tepsisiyle ve ardında büyüleyici bir ışıkla içeri girer. Çözülen sadece katil değil, savcısından doktoruna bütün karakterlerdir. Bir Çehov öyküsündeki gibi tüm karakterler yaşamın içinden çıkan bir güzellikle erteledikleri çözülüş sürecine kavuşurlar.

Evvel Zaman’ın senaryo sürecine odaklanan “Hikaye” başlıklı bölümü Kesal’ın yaratıcı yönüne odaklanıyor. Sonraki bölümler ise Kesal için daha çok bir öğrenme süreci. Oyuncu ve mekan seçimlerinde gördüklerini, çekim sürecinde öğrendiklerini bir bir aktarıyor. Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğinden neler “kaptığını” bir bir aktarıyor Kesal ve onunla birlikte biz de öğreniyoruz.

Ercan Kesal, kitabına Tarkovski’den “bir sanat eserinin düzeyi, ifade ettiği fikir ne kadar derinlere gömülmüşse ve ne kadar iyi saklanmışsa o kadar iyidir,” alıntısını koyar. Evvel Zaman da Bir Zamanlar Anadolu’da filminde gömülü olanı çıkartmak için kıymetli bir araç.

babilcomdanalabilirsiniz

Evvel Zaman – Ercan Kesal
İthaki Yayınları

Devamını Oku...