Bir Yönetmenin Kariyerini Bitiren Film: Kamelyalı Kadın

Barış Saydam

Türk sinemasının en ilginç olaylarından biri de Şakir Sırmalı’nın yönettiği ve Alexandre Dumas’tan uyarladığı Kamelyalı Kadın filminden sonra eleştirmenlerce neredeyse linç edilmesi ve daha sonrasında da “alay konusu” olarak yönetmenliği bırakmak zorunda kalmasıdır. Sırmalı’nın yönettiği filmi 16 Ocak 1957 tarihinde, Saray ve İnci Sineması’nda gösterime girer. Filmin gösterime girdiği gün, Şakir Sırmalı’nın Selmi Andak’la yaptığı kısa söyleşi Cumhuriyet gazetesinde yayımlanır. Söyleşide Sırmalı, özellikle seyircileri sömürecek numaralara girişmediğini, hem şehirde yaşayan hem de taşrada yaşayan seyirci grubuna hitap etmek istediğini söyler.1

Filmle ilgili Türk basınında ilk eleştiri yazısı Vatan gazetesinde çıkar. Burhan Arpad bir yıldız verdiği filmle ilgili şu yorumda bulunur: “Kamelyalı Kadın’ın kusurları çoktur. İlkin rejisörün romandan iyi bir senaryo çıkaramadığı, dekupajda sinema olabilecek bir şeyler bulup ortaya koyamadığı söylenebilir. Sonra, artistlerin seçilmesi, filmin montajı, dublajı da bir hayli beceriksizdir.”2 Arpad yazısında Sırmalı’nın yapmak istediği şeyin bilincinde olarak, bunu övmüş ancak filmin hatalarını da açıkça dile getirmiştir. Ertesi gün Yeni Sabah’ta yayımlanan yazısında Halit Refiğ, filme Arpad kadar soğukkanlı yaklaşmaz: “Her sahnesi ayrı bir saçmalık örneği olan ‘Kamelyalı Kadın’ı ciddiye almak, üzerinde durmak boşuna zaman kaybettirir. Filmden çok bir kâbus olan ‘Kamelyalı Kadın’, film tenkitçileri tarafından değil, Freud rüya tefsircileri tarafından incelenmelidir. Şakir Sırmalı’nın böyle bir film yapmak zahmetine neden giriştiği, şuurunun altına itilmiş hangi arzuların ‘Kamelyalı Kadın’ ile tatmin edildiği ancak bu şekilde anlaşılabilir.”3

Halit Refiğ’in yazısı, aslında Kamelyalı Kadın’ın Türk basınında alacağı eleştirileri de öncelemiştir. Refiğ’in yazısından sonra filme yönelik eleştiriler çığ gibi büyüyerek devam eder. Önce Tuncan Okan Milliyet’te bir yazı kaleme alır. Yazısının sonunda böyle bir sanat anlayışına gülmek mi ağlamak mı lâzımdır diye sorar. Okan’dan sonra filme yönelik en ağır eleştirilerden biri de Tercüman’da Semih Tuğrul’dan gelir. Tuğrul, filmdeki mekân değişimleri, devamlılık kurgusunda yaşanan aksaklıklar ve konu tercihi nedeniyle yönetmeni eleştirir. Filmin vizyona girdiği ilk hafta gazeteler filmi bu şekilde gördükten sonra, 26 Ocak 1957’de Akis’te isimsiz olarak yayımlanan yazıda film bir kez daha yerilir: “Türk seyircisi çoktan beri en kötü filmleri görmeye mecbur ediliyordu. Ama bu derece garibine, iptidaisine, can sıkıcısına, kötüsüne, maksatsızına sinemanın ilk günlerinden beri muhtemelen kimse rastlamamıştı. ‘Kamelyalı Kadın’ sinema tarihinin en kötü filmi sıfatını kazanmaya her bakımdan en kuvvetli namzetti.”4

Yazı, isimsiz olarak yayımlansa da o dönemde Akis’in sinema bölümünü Halit Refiğ hazırlamaktadır. Akis’te yer alan ağır yazıyı Yeditepe dergisinde Yılmaz Gruda’nın yazısı takip eder. Yeni Yıldız dergisi de filmle ilgili 6 Şubat 1957’de bir yazı yayımlar. Tam yazıların kesildiği sırada, Şakir Sırmalı Tercüman gazetesinde Semih Tuğrul’un yazısına cevap verir. Tercüman’da yayınlanan cevapta Sırmalı, Semih Tuğrul’un sinemayı yeterince bilmediğinden, hata olarak gördüğü şeyin aslında hata olmadığından, bu yüzden de yazının ciddiye alınmaması gerektiğinden bahseder. Sırmalı’nın tartışmaya katılmasıyla birlikte Halit Refiğ Akis’te, Nijat Özön de Adnan Ufuk müstearıyla Yeditepe’de yönetmene yanıt verirler. Metin Erksan da sinema eleştirmenlerinin yanında durarak, Sırmalı’ya Nijat Özön’le birlikte Yeditepe’de karşı bir yazı yazar. Sırmalı’nın kendisine yöneltilen eleştirilere yanıtı gecikmez. Böylece Ocak ayında filmin vizyona girmesiyle başlayan süreç, Sırmalı’nın Ağustos ayındaki son cevabına kadar devam eder. 1 Ağustos 1957 tarihli Yeditepe dergisinde, “Arsen Lüpen Rejisörü” başlıklı yazısından sonra, 1 Kasım 1957’de Sırmalı çok daha duygusal bir yazı kaleme alır. Son yazısında yapmaya çalıştığı şeyin en sonunda “alay konusu haline gelmekle” noktalandığından bahseder ve filmini çekip vizyona sokana kadar yaşadığı sıkıntıları sıralar. Dönemin koşulları içinde Sırmalı esen rüzgârın tersine doğru hareket etmeye, zekâsını kullanarak piyasa şartlarının üzerinde, entelektüel seyircilere hitap edebilecek bir çalışma yapmaya çalışır. Ancak gerek dönemin teknik yetersizlikleri gerekse de oyuncu tercihleri yönetmenin istediğini yapmasını engeller. Sinema eleştirmenlerinin filmle ilgili getirdikleri eleştirilerde ortak iki nokta vardır. Bunlardan ilki, filmin kurgusuyla mekânlarda yapılan geçişlerdir. Büyükada’da sayfiye evinde oturan karakterin evinden gördüğü meydanın Taksim Meydanı olması, Büyükada’da taksiye bindikten sonra Dolmabahçe’de inmesi ya da Taksim’de sayfiye evi olamayacağı gibi birtakım mantık hatalarının olması, sinema eleştirmenlerinin de kendileriyle dalga geçildiği izleniminin oluşmasına sebebiyet verir. Sırmalı gerek Selmi Andak’la yaptığı söyleşide gerekse de sinema eleştirmenlerine vermiş olduğu yanıtlarda, bunun bilinçli bir şekilde yapıldığından bahseder. Aslında Sırmalı, günümüzde sık olarak kullanılan plan sekans yöntemini denemeye çalışmış, ancak bunda sorunlar yaşamıştır. Eleştirilerin odağındaki bir diğer konu olan başarısız oyunculuklar da Sırmalı’nın filmde belini büken noktalardan biri olur. Çolpan İlhan ilk kez bir sinema filminde, tecrübe gerektiren bir rolde kendisini bulur. Fikret Hakan’ın Kamelyalı Kadın’daki adamdan farklılık gösteren özellikleri de rolüne girmesini zorlaştırır kuşkusuz. Fakat bütün bahsi geçen eksikliklere, belki de gerçekten sinema eleştirmenlerinin bahsettiği gibi “gülünçlüklere” karşın, Sırmalı döneminin ilerisinde bir düşünceyle farklı bir filme imza atma gayesiyle eserini tamamlar. Sinema eğitimi almadan çektiği ilk filmi Unutulan Sır’la Yerli Film Yapanlar Cemiyeti’nin 1947/48 yılında düzenlediği yarışmada En İyi Film ödülünü, altı yıl sonra çektiği Efelerin Efesi filminde de Türk Filmleri Dostları Derneği’nden ödül almıştır oysa. Ancak Kamelyalı Kadın tartışmaları ve Türk filmciliğinin mevcut durumu yüzünden Şakir Sırmalı bir daha film yönetemez. Çeşitli filmlerin senaryolarında imzası bulunsa da, Kamelyalı Kadın yönetmenin çektiği son film olur. 

_______

  1. Şakir Sırmalı, “Kamelyalı Kadın” Filminin Rejisörü ile Bir Konuşma, Selmi Andak, Cumhuriyet, 16 Ocak 1957.
  2. Burhan Arpad, “Kamelyalı Kadın”, Vatan, 17 Ocak 1957.
  3. Halit Refiğ, “Kamelyalı Kadın”, Yeni Sabah, 18 Ocak 1957.
  4. “Kamelyalı Kadın”, Akis, 26 Ocak 1957.

Arka Kapak dergisi 26. sayı

Devamını Oku...