Doğal Roman’dan Hüznün Fiziği’ne Giriş

Neslihan Karabacak

“Ben hasta bir adamım.” Gelmiş geçmiş en iyi başlangıç cümlelerinden biridir. “Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben.” diye devam edecektir Dostoyevski Yeraltından Notlar’da. Okuru başlangıçlara çeken, sonrasının sonsuz ihtimaller içermesi olabilir. Bu belki de insanın her zaman iyi bir başlangıç yapma isteği duymasıyla ilgilidir. İnsana gereken hep iyi bir başlangıçtır, gerisi zaten çorap söküğü gibi gelecektir! Acaba öyle mi?

Sadece başlangıçlardan oluşan bir roman yazma isteği olan Georgi Gospodinov’un Doğal Roman’ının başlangıç cümlesi tek kelimelik: “Ayrılıyoruz.” Sonrası ise, çorap söküğü teorisini yerle yeksan eden bir sarpa sarış. Başlangıç cümlesiyle yazar, okuru “kötü yaşanmış bir hayat, iyi yazılmış bir roman” beklentisi içine sokuyor ama Doğal Roman için, “Kendi hayatını anlatmanın imkansızlığı hakkında bir kitap.” diyor. Bu açıklamayla, daha kitabın başında okuru bir ikilemde bıraksa da sayfalar ilerledikçe bu imkansızlığın nasıl mümkün olabileceğini gösteriyor.


Doğal Roman
Georgi Gospodinov
Çevirmen: Hasine Şen Karadeniz
Metis Yayınları

Net bir başlangıç cümlesinden sonra anlatı tamamen karmaşıklaşıyor. Her parçada yeni bir başlangıç okumaya başlıyoruz. Asıl hikâye, yazar olan anlatıcının eşinden boşanma hikâyesi eşi hamile ama baba kendisi değil. Yanlış yaşanmış hayatın verdiği “yas” hâli kitap boyunca hissediliyor. Doğal Roman’ın yazar olan anlatıcısı ve kitabın editörü aynı adı taşıyor: Georgi Gospodinov!

Başlangıçlardan oluşan roman yazma fikri, roman üslubu üzerine düşünceler, tuvaletler, sinekler, çiçekler, doğa bilimcinin notları, rüyalar, 60’lar, 70’ler, 80’lerin zevkler listesiyle; yazarın tüm toplumu ilgilendiren endişelerle koşut ilerleyen içsel endişesi, her parçada yeni bir başlangıçla okunuyor. Kitap bittiğinde ise birbirinden alakasız gibi görünen bu başlangıçların aslında bir bütünün parçaları olduğunu anlıyoruz. Bu çok yönlü ve çizgisel olmayan anlatı Doğal Roman’ın bizzat yaşamın kendisi olduğunu gösteriyor. Klasik romanlardaki gibi tasarılar, kurgular yok. Anılar, hatırlamalar, ayrıntılar, listeler, unutmalar, alakalı alakasız muhabbetler, ilginç diyaloglar var. Üstelik kitap tuvaletlere, sineklere ve rüyalara açılan koridorlara dair çok geniş bir bilgi sunuyor. Her şey parça parça, kimi zaman anlamlı kimi zaman anlamsız, hiçbir şey ve her şey kitabın konusu, hayatta olduğu gibi.

Doğal Roman, Georgi Gospodinov’un birinci romanı, ikinci romanı ise Hüznün Fiziği. Gerçeklik ve kurmacanın sınırlarını bulanıklaştıran bu iki postmodern roman üstelik fazlasıyla otobiyografik. Doğal Roman’ın bitişi bir başlangıç tadı bıraktığı için, hemen Hüznün Fiziği’ni okumaya başlıyorsunuz. İlk kitaba dinozorlarla veda eden Gospodinov, ikinci kitabında bu sefer epilogdan sonra “Başlangıç” başlığı altında yine dinozorlarla veda ediyor. Gospodinov’a göre her bitiş bir başlangıç çünkü.

Her hikâye bir labirenttir ve bir kez hikâyenin içine girdiğinizde artık labirentten çıkış yoktur. Çıkış için aradığınız her yol sizi yeni bir hikâyeye götürecektir. Georgi Gospodinov’un ikinci kitabı Hüznün Fiziği de labirentlerden oluşan bir roman. Anlatıcısı Doğal Roman’da olduğu gibi yine Georgi Gospodinov. Giriş bölümü “Ben varız.” ile biten kitabın sonuç bölümü ise “Ben vardık.” cümlesi ile bitiyor. Bu iki cümle arasında çağdan çağa atlayan sayısız Georgi Gospodinovları okuyoruz. Paralel bir aile romanı gibi başlayan kitap, Yunan mitolojisinden gelen Minator efsanesini kendi çocukluğuna ve Bulgaristan’a taşıyor. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Macaristan, Finlandiya ve birçok şehirde, çocukluk, gençlik ve yaşlılıkla beraber labirentler arasında dolaşıyoruz. Baştaki empati yeteneğini kaybedip öykülerdeki insanlar olmayı bırakan anlatıcının öyküler satın almasıyla bu labirentten çıkışın mümkün olmayacağını anlıyoruz.

Sıradanın ulviliğini görenlere, paramparça hikâyelerin kahramanlarına, labirentlerden çıkamayanlara, hüznün kendisi olanlara, başlayıp başlayıp başa dönenlere sayfa sayfa dokunacak iki kitap: Doğal Roman ve Hüznün Fiziği

Arka Kapak dergisi 32. sayı

Devamını Oku...