Folklorik İmgelem Peşinde: Lütfi Akad

Ayşe Yılmaz

“Olsa olsa bir tutkudur sinema. Akıllı uslu insan işi değildir, tutkulu insan işidir.1

Lütfi Akad’ı ve yaptıklarını en iyi ifade edebilecek cümlesi budur herhâlde. Bir film şirketinde muhasebecilikle başladığı ve sürekli zirveye tırmanışla devam edegeldiği ama bir o kadar da mütevazı hayatının kısa özeti.

Her filminde handiyse bir atasözü veya bir cümlenin peşinden gidiveren Akad’ın tüm filmleri, bu derinlikli ve tutkulu bakış açısından pay aldığı gibi, folklorik unsurların kullanıldığı filmleri de bu tasavvurun dışında sayılmaz. Akad her zaman, sinemayı yalnızca genel bir ifadeyle anlama ve anlamlandırmanın ötesinde, bağlı olduğu coğrafyanın kendine özgü kodlarını çözme uğraşı içinde ve beslendiği bu kaynakların en yalın hâliyle seyirciye sunulmasından yana bir duruş sergiliyor.

Çok Boyutlu Destansı Yapı

Lütfi Akad’ın sade, ölçülü ve inandırıcı anlatım tarzıyla bütünleşen bu folklorik ögeler, sadece müzikal bir unsur şeklinde kalmayıp bütün bir coğrafyaya yayılan ritüellerin serimlenmesiyle zirveye taşınır. Tarihsel anlatı ve sorunları zemine yayarken daha çok insanları, yaşadıklarını ve bu yaşanmışlıkların beraberinde getirdiği duygulanımları ön plâna çıkarır.

Bu bağlamda Anadolu Halk kültürünü, masalları, deyişleri kendi sinema diline nasıl yansıtabileceği üzerinde araştırmalar yapar, atasözü ve deyimler sözlüğünü elinden hiç düşürmez. Karşılaştığı simge ve mitleri, kurduğu destansı yapıya katarak anlatımını çokboyutlulaştırır. Akad’ın “ilk gerçekçi köy filmi” özelliğini taşıyan Beyaz Mendil’den itibaren oturtmaya ve geliştirmeye çalıştığı mizansen kudretinin de bunda payı büyük.

Beyaz Mendil film müzikleri için Ankara Devlet Konservatuvarı Folklor Arşivi Müdürü Muzaffer Sarısözen’le görüşten sonra filmin tamamını halk müziği ile çekmeye karar verirler. Oysa o güne kadar hep bu tür sahneler için Batı müziği tercih edilmiştir. Akad bu kez halk müziğinden farklı eserlerin, sahnelerin yapısına göre değişik yorumlarla icra edilmesini ister. Sadık İçlises’in seslendirdiği parçalar üzerinde, tek sazla fon müziği yapmak fikrini gerçekleştirmek için çok çalışırlar. Ve bütünüyle folklor müziğiyle döşenen bir film çıkar ortaya. Filmin etkisi de o derece artar bu sayede. Hatta aynı parçalar yeni yapılan birçok filmde kullanılmaya başlanır.

Filmde, köylünün saf görünüşü, bir o kadar kurnaz bakışı gözler önüne serilir ve cehaletinin nelere kadir (!) olduğu kuvvetli bir dilde ifadesini bulur. Mesele sadece iki gencin aşk hikâyesinden ibaret değildir; ardında bütün bir köyün derdi de gizlidir. Beyaz Mendil, gösterildiğinde her türlü eleştirmenin övgüsünü kazanır. Hem film, doğal çevre, sahici dekorlar, yalın ve gerçekçi bir anlatım ve tadına varamadığı yeni müziğiyle Akad’ın da uzun süre sevdiği filmlerdendir. Bu olumlu eleştirileri besleyen en önemli etkense özel müzik ve kıyafet seçimleri, oyuncuların yansıttığı yöre ağzı ve ifadeleri gibi, kullanmayı tercih ettiği folklorik ögelerdir. Buna rağmen, Ankara sansür heyetinin, Anadolu’nun bin bir yüzünün Avrupa’da gösterilmesinden duyduğu kaygılı karar sebebiyle yaklaşık on sene yurtdışında gösterilemez.

Akad’ın Komedyası

AnaGökçe ÇiçekGelinDüğünDiyetKızılırmak Karakoyun gibi filmler de folklorik unsurların kullanımı bakımından Beyaz Mendil’le ortak noktalara sahiptir. Örneğin Gökçe Çiçek filmindeki Şaman dedesinin çaldığı kabak kemanenin tınısındaki yabanıllık, tam da Akad’ın aradığı soluktur. Filmin atmosferini ve olayların yaşandığı coğrafyaya aidiyetini yansıtmada önemli bir enstrümandır. Bu durum, Pir Sultan Abdal’dan bulup seçtiği sözleri, kendi katkılarıyla geliştirip uygulamasıyla iyice pekişir ve filme derinlik katar. Filmin müziği kadar giyilen kıyafetler de dikkat çekicidir. Akad filmle ilgili bir açıklamasında, Gökçe Çiçek dışındakilerin giysilerini eskitemediklerini itiraf eder ve bunu bir hata olarak niteler.

Diyet filminde Hülya Koçyiğit’in hadis okuması, Düğün’de Hz. Yusuf kıssasına yer verilmesi gibi dini öğeler de Akad’ın folklorik tercihlerine örnek teşkil eder. Ayrıca filmlerinde kullandığı kurban simgesi, dilek ağacı, güneş ve ay figürleri, iyi ve kötü ruhlarını sembolize eden bebek imgesi, su metaforu, konargöçerlik teması, aksakallı dedeler, tılsımlar, halk oyunları, dualar, beddualar, Anadolu’da Şamanizm’den kalma veya sözlü edebiyat geleneğine yaslanan, Halk edebiyatı temelinde şekillenen masalla gerçek arası destansı anlatı yapısı, kuşaktan kuşağa geçerek gelenekselleşmiş dinsel ve kültürel motifler, güçlü kadın temsilleri aynı ortak bir bilinçaltının yansıması gibi folklorik bir imgeleme dönüşür, fikri ve manevi tezahürlere kapı aralar.

Akad’ın filmleri, Balzac’ın “İlâhi Komedya”sındaki gibi hepsi bir bütünün parçalarıymış hissi uyandırır ve insanı, daha çok da Türk insanını anlatır. Gökçe Çiçek’te kadın ve erkek kimliğinin yapısına dair ilginç çözümlemelerde bulunur ve konargöçer insanla yüzleşir. Kızılırmak Karakoyun’da bir türlü birleşemeyen iki sevgilinin törelerle mücadelesini ve yerleşikliğe adım atmalarını konu eder. Ana’da yerleşiklikle göçebelik arasında, kan davasına kurban giden bir ailenin, bir kadının dramını işler. Beyaz Mendil’de köylüleşmiş insanın ahvalini masaya yatırır. GelinDüğünDiyet üçlemesinde ise köyle şehir arasında, zihni hâlâ şehirleşememiş köylü zekâsının, bir imkândan çok nasıl imkânsızlıklara yol açtığı üzerine bir teşhis ameliyesine girişir. Böylece halktan aldığını fazlasıyla iade eder. Zira bir röportajında, Türk seyircisinin her şeyi kabul etmediğinden ama hoşgörüsünün sınırsızlığından dem vurur. Ve Türk seyircisi sinemaya parasını, folklorunu, edebiyatını, tüm kültürel değerlerini sunmasına rağmen çoğunlukla seyirciden alınanın ona verilemediği görüşündedir.2

Akad, her zaman birtakım çekimleri art arda dizerek daha önce söylenmemiş, varolmayan bir düşünceyi yaratma gayretindedir. Doğrudan, apaçık anlatmaktansa ima etmeye, dahası belli bir düşünceye varması için seyirciyi esinlemeye; semboller, dolayımlamalar ve benzetmelerle dilini zenginleştirmeye yönelir. Kullandığı bu tarz folklorik unsurlarsa kurmayı amaçladığı bu dilin en önemli yapı taşlarıdır. 

_______

1.Akad, Lütfi. Işıkla Karanlık Arasında. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2004, s.12.

2.Akad, Lütfi. “Lütfi Akad’la Bir Konuşma.” Atilla Dorsay, Nezih Coş ve Engin Ayça. Yedinci Sanat 1 (1973): 18-27.

Arka Kapak dergisi 25. sayı

Devamını Oku...