Gecenin Atları: Postmodernse postmodern!

 Mehmet Talha

Ali Teoman, ölmeden önce yazdığı son roman olan Gecenin Atları ile “Konstantiniyye Üçlemesi” adını verdiği dünyaya da son vermiş oldu. Bu son, bir final bölümü olarak görülebilir. Ama hiç de öyle olay örgüsü ve düğümü çözen final sahnesi beklemeyin.

Ali Teoman, ölümünden önce 16 yıl sakladığı bir “edebiyat sırrıyla” gündeme gelmişti. Hiçbir eseri yayımlanmamış taze bir yazarken yazdığı öykü kitabını (Gizli Kalmış bir İstanbul Masalı) başka bir isimle yarışmaya yollamış ve Haldun Taner öykü ödülünü almış. Üstelik kitabın “yazarı” Nurten Ay, bu oyun için anlaştığı bir arkadaşıydı. Günlerce gazetelerde boy gösterdi. Sonradan bir tiyatro döndüğünü fark eden yazar ve eleştirmen takımı, uğraştıysa da gerçek yazarı bulamadı.

Ali Teoman, yıllar içinde kendi adıyla yayınladığı; “en iyi kitabım” dediği Pervaneler’den biçemin keşfedilmemiş yerini bırakmayan Taş Devri öykülerine, ismini edebiyat alemine kazıdı. Bir ara Enis Batur’a atılan kazığa dayanamadı, Yapı Kredi Yayınları’ndan Sel’e transfer oldu. Fakat yıllar sonra yayınlanmamış tüm eserleriyle birlikte tekrar YKY’ye geçti. Ancak kimse, acaba Gizli Kalmış bir İstanbul Masalı’ndaki öyküler Ali Teoman’ın mıydı, diye sormadı. Çünkü o, her yazarın tek ve kendi biçemi olması gerektiğine karşı çıkmıştı. Yıllarca birbirinden ayrı biçim ve biçemlerde öyküler ve romanlar yayınladı. Gizli Kalmış bir İstanbul Masalı da, örneğin Bir Garip Cindi Zümrüdüanka’dan oldukça farklıydı. (Bir Garip Cindi Zümrüdüanka, örgütlü mücadele raconlarına ters bir adamın dünyasından dilin tozunu attıran, kıran kırana anlatısıyla bir “devrimci” çıkarmıştı.)

Ali Teoman, son romanıyla düğümlerden bir düğüm daha atarken, oyunu seven bir yazar olsa da, bu kez “hadi kolaysa çözün” demeye getirmiyor. Sır hiçbir şeyin sır olmayışında, diyor daha ziyade, yani sırlara ve bulmacaya yüz vermiyor kitabında. Ama dönüp dolaşıp konuyu ölüme getiriyor. Ali Teoman son 5 yılını beynindeki tümörle birlikte geçirmişti. Hastalığı sırasında yazdığı bu roman da doğal olarak hem yine -Ali Teoman’ın tüm kitaplarındaki belki de tek ortak nokta olan- sapına kadar mizah -komedi değil,- hem de sonsuza kadar mesafe içeriyor, dünyaya ve içinde olup bitene… NTV’deki bir haberde kendini dünyaya yabancı hissettiğinden bahseden yazar, bunu romanda gözümüze sokmuyor sokmasına, tam tersine doğal bir kabullenmeyle yaşatmaya devam ediyor.

Romanın başkahramanı Bahtiyar Bahtıkara, başından sonuna bu kabullenmişliğe bir işaret fişeği gibi. Olayların hiçbir zaman yoluna girmeyen doğasını ve Ali Teoman’ın diğer kitaplarını hatırlatıyor. Konstantiniyye Üçlemesi, ilk iki romanda (Uykuda Çocuk Ölümleri ve Karadelik Güncesi) “sırsızlığın” uçlarını vermişti. Ne var ki felsefenin temel tartışmalarından birine, bu dünyanın dışının olmadığına ilişkin tarafını, herhalde hiç şu denli açık ortaya koymamıştı: “Her sözün ardında gizli bir anlam aramak, bence, hatadır. Çünkü düz, aslında dümdüz anlamları vardır tüm nesnelerin. Durdukları yerden bize süklüm püklüm bakarlar. Onların bu halini görünce, gözlerimize inanmak istemeyiz, yüzeyin ardında başka bir anlam olması gerektiğini sanırız. Yaşam bu denli basit olamaz, deriz, bir şeyler daha olmalı, biz ne olduğunu bilmesek de, anlamasak da, olmalı, bir şey olmalı, bir şey mutlaka olmalı! Oysa yoktur.” (s. 111)

Tarafını belli etmekten bahsetmem, yanlış anlaşılmasın. Politik tınıların ve anlamların da tamamen uzağında duran bir yazardan söz ediyoruz. Romanın başlarında geçen “burun tıkanıklarının mahkeme kararıyla engellenmesi” onun mizahının çok bilinçli, apolitik ama siyasi tavrına da bir işaret olabilir. Kim bilir, belki devletlu tarih hocalarına benzeyen karakteriyle Bahtiyar Bahtıkara da öyle.

Bu kitap modern mi, post modern mi, yoksa post mortem mi? Ali Teoman bu soruya ciddi ciddi eğilir miydi, gülüp geçer miydi, yoksa “post modernse post modern what the f..k” mı derdi, bir şey diyemem. Ama Konstantiniyye Üçlemesi, zamanların ve mekanların iç içe geçtiği bir İstanbul tasvir ederek, yedi tepesiyle kaybolmayan şehir imgesini ters yüz etmeyi bildi. Ali Teoman, Konstantiniyye’nin geleneksel siluetini bozmuştu işte, daha ne!

babilcomdanalabilirsiniz

Gecenin Atları  – Ali Teoman
Yapı Kredi Yayınları

Devamını Oku...
Bir cevap yazın