Giovanni Scognamillo’nun Ardından

Tuba Deniz

İstanbul’da yaşayan ve sinemayla ilgilenen gençlerin kapısını çaldığı ilk duraklardan biriydi Giovanni Scognamillo’nun evi. Dört tarafınızı kitapların, DVD’lerin sardığı ve sehpa üstü, büfe önü gibi tüm boşlukları küçük maket oyuncaklar, maskeler, resimlerin doldurduğu loş salonda, mütevaziliği ve bilgilerini paylaşma hususundaki cömertliğinin yanı sıra marjinal kişiliğiyle o çok sevdiği fantastik film karakterlerinden biri gibiydi Giovanni. Her zaman sakin ve kafası net. Farklı konularda onlarca kitaba imza atmıştı fakat kendisini en çok nitelemekten hoşlandığı “meraklı” sıfatı onu hep daha farklı çalışmalara, projelere sevk ettiği için her zaman gündeminde, yaptığı işlerinin yanı sıra yapacakları, yazacakları vardı. Benim yolum Giovanni Scognamillo’nun evine fotoğraf arkadaşım, asistanı Nalan Söylemez vesilesiyle 2004 yılında düştü. Çalıştığım dergi için yaptığımız söyleşiler, ziyaretlerimdeki muhabbetlerimiz sinemaya olan merakımı artırmış ve Giovanni, bir nevi bu alanda yoğunlaşmamda önemli vesilelerden biri olmuştu. Giovanni yanına gelen gençleri her zaman teşvik ederdi, daha fazla okumaya, yazmaya ve tabii ki film izlemeye… Belki onu yaşlı haliyle tanıdığımızdan, belki yaşama enerjisinin gücünden ya da Beyoğlu Kont’u olmasını fazlaca benimsememizden ötürü hiç ölmeyecekmiş hissi uyandırsa da 8 Ekim’de aramızdan ayrıldı. Scognamillo sadece sinema tarihi açısından değil Türkiye için de hayli orijinal ve bir o kadar da kıymetli bir şahsiyetti.

Giovanni Scognamillo’nun sıra dışı kimliğini anlamak için biraz onun renkli tarihine uzanmakta fayda var. Giovanni’nin büyükbabası Gennaro 1800’lerin ortasında, bir ihtimal, İtalya’nın özgürlük kahramanlarından Giuseppe Garibaldi’nin askerlerinden biri olarak İstanbul’a göç eder. İstanbul’da evlenir ve iki çocuğu olur. Biri Giovanni Scognamillo’nun babası Leone’dur. Çalışkan tabiatlı Leone, Yunan adası Tenos’tan gelme, Ceneviz kökenli Elisabetta Filipucci ile evlenir ve tek çocukları Giovanni Scognamillo 25 Nisan 1929 tarihinde dünyaya gelir.

Babası Leone Scognamillo, Türkiye’deki ilk kuşak filmcilerdendir. Kısa bir süre memurluğun ardından filmciliği kendine iş edinir. Elhamra Sineması’nda başlangıçta veznedar iken daha sonra müdürlüğe atanır. Cemil Filmler’in işletmesinde ve daha sonra Atlas Film’de çalışır. Dans, tiyatro gibi tutkuları olan ama daha çok kendisini aile hayatına adayan annesi Elisebetta Filipucci ise hayat dolu bir kadındır.Giovanni’nin yakın çevresindeki hemen herkes gibi o da sinema ile bir şekilde ilişkilidir, sessiz filmlere Fransızca ara yazılar yazar. Bir İspanyol Musevisi olan eniştesi Victor Castro ise Süreyya Sineması’nın müdürüdür.

Yedi yaşına kadar yaşadıkları Asmalı Mescit 50 numaradaki evleri, ilk meraklarının ve ilerleyen yıllardaki araştırmalarının da kaynağı olur. Merdiven altında, kendi ifadesiyle, bir Sinematek’e yakışacak kadar bol sinema malzemesi vardır ve bunlar Scognamillo’nun ilk oyuncaklarıdır; film kutuları, sektör dergileri, paket paket sinema programları, posterler… Bunların yanı sıra, babasının işinden ötürü, özgürce film izleme imkânına sahiptir. Aile ortamında da sürekli ilk sesli filmler, eski oyuncular, yeni oyuncular, iş yapan ve yapmayan filmler gibi konuların konuşulması onun için sinemayı bir ilgi alanından ziyade yaşama şekline dönüştürür.

“Bir tarafım gerçekçi, maddeci bir tarafım da fantastik.” diyen Scognamillo’nun ikinci tarafının izlerini de belki Asmalımescit’teki evde aramakta fayda var. Evin giriş katındaki karanlık mutfak, onun içindeki kuyu, ruhçulukla ilgilenen annesinin arkadaşlarıyla yaptığı ruh çağırma seansı ve anneannesinden sıkça dinlediği gizemli Zenci Paşa hikâyesi… Her ne kadar bu hikâyeleri çok önemsemediğini dile getirse de Scognamillo’nun gizemciliğe, mistik olana, bilinmeyene dönük ilgisinin ilk tetikleyici unsurlarıdır. Dracula, Frankestein gibi karakterler, korku edebiyatı, korku sineması, canavarlar, vampirler her zaman ilgisini çekecek ve bu alanda çok sayıda kitaba imza atacaktır: Frankenstein’ın Laneti, Beyoğlu Kabusları ve Diğer Öyküler, Korkunun ve Dehşetin Kapıları, Mumya’nın Mezarı, Canavarlar Yaratıklar Manyaklar…

Sinema salt film izlemek değildir Scognamillo için, işin mutfağı ile ilgilenmek de elzemdir. Bu yaklaşımının hakkını tam manasıyla verir. Henüz ilkokul öğrencisiyken Cumartesi-Pazar günleri sinemanın kapısında bilet keser, makine dairesinde bobin sarar, filmleri kontrol eder. İlerleyen yıllarda film setlerinde de görev alacaktır. 1960’lı yıllarda Türkiye’de çekim yapmak isteyen yabancı yapımcılar için bir servis kurar; Fransız, İtalyan ve İspanyol filmlerinde yapım görevlisi ve yönetmen yardımcısı olarak çalışır. Bu yıllar içerisinde Sean Connery, Pedro Armendariz, Maximilian Shell gibi çok sayıda meşhur oyuncu Türkiye’ye gelir.

Giovanni her daim “Sinemayı yazacaksam sinemayı bilmem gerekiyor.” düsturundan hareket eder, bu sebeple yüzden fazla filmde çalışır; oyunculuk, yönetmen yardımcılığı, prodüksiyon amirliği yapar. Bir yandan sinemanın pratiği ile meşguldür, diğer taraftan film eleştirileri yazmaya başlamıştır. İlk zamanlar kendisi için yazar, bu yazılardan biri hasbelkader Halit Refiğ’e ulaşır. Refiğ yazıyı çok beğenir, o yıllarda Akşam gazetesinde yazmaktadır fakat artık yönetmenlik yapmaya karar verdiği için gazeteden yeni ayrılmıştır. Yerine Scognamillo’yu teklif eder. Akşam’da haftalık yazılar yazmaya başlayan Scognamillo daha sonra Yön Dergisi ve Akis’ten de teklif alır ve böylece piyasaya girmiş olur. Yeni Sinema, Film, Sinema 65, Hayat, Ses, TV’de Yedi Gün gibi çok sayıda yayın organında yazılar yazar. Scognamillo, sinemaya dair kaynak kitaplara da imza atar. İlk olarak Agâh Özgüç ile 1965 Sinema Yıllığı’nı hazırlar, ardından yine Özgüç’le Türk Sinemasında Kadın ve Seks kitabı üzerinde çalışır ve devamı gelir: Türk Sinemasında Altı Yönetmen, Türk Sinema Tarihi, Amerikan Sineması, Batı Sinemasında Türkiye ve TürklerDünya Sinema SanayiYeşilçam’dan Önce Yeşilçam’dan Sonra, Fantastik Türk Sineması, Bay Sinema Türker İnanoğlu, Türk Sinemasında Şener Şen…


Türk Sinema Tarihi
Giovanni Scognamillo
Kabalcı Yayınevi

Çizgi roman karakterlerine ilham olan, her zaman bir Beyoğlu aşığı olarak tanınan ve daha çok İtalyan asıllı bir Levanten olarak hatırlanan Scognamillo, sinema meraklılarına çok geniş bir düşünme alanı ve kaynak bırakıp aramızdan ayrıldı. Yeri doldurulamayacak isimlerden biriydi…

Arka Kapak dergisi 14. sayı

 

Devamını Oku...