Güney Amerika’dan Yeni Bir Ses: Alejandro Zambra

Necip Tosun

Gabriel García Márquez, Carlos Fuentes, Mario Vargas Llosa, Julio Cortázar, Juan Rulfo, Jorge Luis Borges bütün bir dünya edebiyatını etkileyen Latin Amerika’nın büyük isimleri. Alejandro Zambra ise Güney Amerika’nın, Şili’nin son zamanlarda yetiştirdiği önemli isimlerden. Türkçede Bonzai, Eve Dönmenin Yolları ve Ağaçların Özel Hayatı romanlarıyla tanınan yazar şimdi de Belgelerim adlı öykü kitabıyla Türkçede. Kuşkusuz Alejandro Zambra bütün eserlerinde bu büyük birikimin izlerini yansıtıyor ama genç kuşak yenilikçi bir edebiyatçı kimliği de sergiliyor.

Alejandro Zambra’nın Belgelerim’de çizdiği dünya, atmosfer ülkemiz okurunun pek de yabancısı olmadığı bir dünya. Futbol, müzik, darbeler, depremler, baskıcı ve otoriter yapılar, kurumlar… Kilise, okul, toplum baskısı etrafında şekillendirilmek istenen bireyin yaşadığı sıkıntılar, açmazlar ve bunları aşmak için çıkış arayışları genel olarak öykülerin konuları. Seçilmiş Başkan Allende’nin bir darbe ile devrilerek iktidarı ele geçiren Pinochet, öykülerin laitmotifi gibi. Hemen hemen her öyküde geçen Pinochet ve diktatörlük her şeyin üstüne kâbus gibi çöker. Genellikle aileler diktatörlüğe bağlı iken, çocuk ve gençler karşıdırlar. Yaşanan diktatörlüğün izleri her yere sızmış, bireysel hayatları alt üst etmiştir. Diktatörlük döneminde Şili’de hapse atılmalar ardından yurt dışına kaçış, sürgün hayatı sıradan olaylardır. Geride kalanları ise çekilmez bir hayat beklemektedir. Belgelerim işte bu toplumsal kaosun, baskıcı ve otoriter yapının içinden insanlık hâlleri aktarır.

Kitap boyunca, tüm yaşanan karmaşa, kaos ve drama karşı her öyküdeki ortak kahraman içtenlikle, sadakatle ve mutlak şekilde edebiyata, onun gücüne inanır.

Anlatıcı bir şairdir, hikâyeler yazmaktadır, müzik dinlemektedir ve dünyayı incelikle kavramaya çalışan bir muhaliftir. Bu nedenle her öyküde, hikâye, anlatmak, yazı, hayat ve kurgu ve edebiyat meseleleri üzerine notlar düşülür. Edebiyat ve hayat tüm öykülerin odağındadır. Örneğin “Çok İyi Sigara İçerdim” öyküsü tümüyle yazarların, eserlerin sigara hakkındaki görüşleriyle süslenir. Sigarayı bırakmak durumunda olan anlatıcı, sigaranın edebiyat adamları üzerindeki karşılığını tartışarak bu sürecin kendisinde yarattığı duyguları kaleme alır. Postmodern tutumunun, üstkurmacanın izlerini öykülerde bulmak mümkündür. Pek çok öyküde, yazmanın temel ilkeleri tartışılır, görüşler ileri sürülür. “Hafıza Yoklaması” tümüyle öykü yazma serüveninin yazıya aktarılmasıdır. “Can sıkıcı mekân kompozisyonlarıyla vakit kaybetmemek gerek, güzel tınlayan iki üç cümle, iyi yerleştirilmiş birkaç sıfat her sorunu çözer.”

Öykülerde canhıraş bir hayat var. İç içe geçen, sonra ayrılan, cinsellik, ülke, edebiyat meseleleri içeriğiyle ilerleyen ama aniden boşluğa düşen bir son. Tıpkı yaşanan hayat gibi. Kaotik, nedensiz ve soru işaretleriyle dolu bir süreç. Ne cinsellik ne de başkaldırı ruhtaki yangını dindiremez, yollar kaçınılmaz bir son durak olarak yalnızlığa çıkar. Ortaya da dağınık, bir araya getirilemez hayat parçaları dağılır. İşte anlatıcı bu süreçten, bu parçaları bir araya getirerek kalıcı insanlık durumları devşirir.

Baskının yarattığı sessizlik ve suskunluk ile her yere sinmiş korkunun içinde büyüyen çocuğun adım adım ülkede olup bitenleri fark etmesi, öykülerde ana temadır. Çocuğun yaptığı ilk şey dünyaya büyüklerin gözünden bakmayı bırakması olur. Büyüdükçe, şiddetin kurbanlarını tanıdıkça diktatöre öfkesi daha da büyür ve diktatör artığı her kuruma, kişiye başkaldırır. “Arkasından eşzamanlı olarak demokrasi ve ergenlik geldi. Ergenlik gerçekti. Demokrasi değil.” (Belgelerim) Çünkü bu zulmün etkisi kuşaklar boyu sürmektedir. Bireyin adalet ve hakikat arayışında hep karşısına bu diktatörlük dönemi çıkar. “Diktatörlük kurbanlarını, gözaltında kayıpları, cinayetleri ve işkenceleri…” yaşayarak öğrenir. Bilgisayar hafızası bir anlamda unutmaya karşı bir direnme, biriktirme işlevi görür.

Kitabın ilk öyküsü Belgelerim aynı zamanda kitabın da en başarılı öyküsüdür. Ülkenin ve kendisinin yaşadığı değişimleri, dramları içtenlikli bir bakış açısıyla ve nostaljik bir yaklaşımla hikâye eden anlatıcı, babasını bilgisayar, annesini de daktilo olarak görürken sembolik olarak bireysel maceraları da işaret eder. Şili’nin yaşadığı toplumsal, siyasal olaylar öyküde yerini alır. Pinochet diktatörlüğü, demokrasiye geçiş, kilisenin tutumları etrafında bireysel değişim ve dönüşümler aktarılır. Her şey değişmektedir. Müzik, bilgisayarlar, toplumsal yapı, anlayışlar, görüşler… Birey de bu değişimlerden etkilenmektedir. Öykü boyunca bilgisayarın gelişimi, sürekli değişmesi anlatılırken, bu bilgisayarların Belgelerim bölümünde hikâyeler birikmektedir. Bilgisayarlar bir anlamda yaşananların hafızası olarak her şeyi kaydetmektedir. Hikâyeler, masallar Belgelerim’de yerini alır.

“Camilo”da, hüzünlü, iç burkucu bir yaşam anlatılır. Futbol, baba oğul ilişkisi, diktatörlük fonunun önünde nasıl kırık hayatlara dönüştüğü anlatılır. Öykünün merkezinde darbe sonrası dağılan aileler ve baskı rejimi vardır. Camilo hapse atıldıktan sonra ülkeden kaçar ve Hollanda’da yaşamaya başlar. Baba oğul yaşanan karmaşa nedeniyle birbirinden ayrılırlar. Kavuşma asla olmayacaktır. Bilgisayar merkezli bir öykü olan “Bir Kişisel Bilgisayarın Anıları”nda, e-postaların yeni ortaya çıktığı, tüm ilişkilerin bilgisayar etrafında döndüğü bir zaman dilimi anlatılır. Bilgisayar artık sadece düşüncelerin, yazıların, hikâyelerin değil, insani ilişkilerin de merkezi olmuştur.

Tüm öykülerde, cinsellik, klişe, darbe, günlük ritüeller arasında gizlenen hayatın gerçek yüzü, onun arkasına gizlenmiş hakikatler ortaya çıkarılır. “Doğru mu Yanlış mı” öyküsünde, gündelik hayatın içinde sorular çıkagelir: “Şili’nin durumu inanılmaz, dedi, sonra dramaturg, derin bir düşünceyi dillendirir ya da sorar gibi bir tonda. Pinochet’in hâlâ bu kadar güce sahip olması sizi rahatsız etmiyor mu?”

Öykülerde, haksızlıklar ve baskıların sürdüğüne inanan kahraman, cinsellik, argo dil ve bireysel başkaldırılar ile üstündeki karabasanı aşmaya çalışır. “Uzak Mesafe”de kan içici patronlara öfke dile getirilirken, bu patronlar her zaman Pinochet’i desteklerler. Kötü olan herkesin simgesi bellidir: “Onu Pinochet’ye destek vermek için Londra’ya giden Şilili milyonerlerden biri olarak tasavvur etmeye çalıştım. Onu olduğunu düşündüğüm kişi gibi görmeye çalıştım: Tepeden tırnağa bir züppe, muhafazakâr, Pinochet’ci ya da eski Pinochet’ci…”

“Ulusal Enstitü”de, Şili’nin en iyi okulunda okumasına rağmen, okulun biçimlendirmek istediği kalıba uymayan şair anlatıcı ve okulun öğüttüğü insanlar anlatılır. Öykülerin merkezinde yine otoriter yapı ve baskıcı anlayışlar yatar. Pinochet ve uygulamaları öykü boyunca gündeme gelir. Öğretmenler anlatıcıya göre “zalim ve bayağılardı. Hüsrana uğramış aptal insanlar. Pinochet yanlısı yalakalar”dır. Ayrıca ayrımcıdırlar: Benim okulumdan mezun olan Şili başkanları listesini hatırlıyorum. İsimleri anılırken Salvador Allende’yi atladıklarını hatırlıyorum.”

Belgelerim’in belki de en büyük başarısı tematik bir bütünlük gözetmesi. Aynı anlatıcı, küçük yaşlardan başlayarak, hayatın bütün aşamalarını bireysel değişim ve toplumsal, siyasal değişimle harmanlayıp iç içe anlatır. Bütün öyküler iç ilmiklerle birbirine bağlanmış ve böylece tematik bir bütünlük oluşturulmuş. Öyküler, benzer temanın izini süren, birbirine benzeyen, birbirlerini zenginleştiren öyküler toplamından oluşur. Öyküler kurgu, düzenleniş ve anlatım biçimi olarak benzerlik gösterir. Tematik bütünlük içindeki kitaplar, bölünmüşlük hissini ortadan kaldırırken, okurdaki atmosfer değişikliğini önler. Kitaba giren her öykü, kitap bütünlüğünü tamamlar niteliktedir. Öykülerin biçim ve içerik olarak bir bütünlük hissi taşıması okurdaki diğer öykü kitaplarında gördüğümüz sürekli kopmaları önler. Çünkü parçalı, kopuk anlatım öykü kitaplarının en önemli sorunudur. Birbirinden farklı dünyalar, kahramanlar, olaylar okuru metinden sürekli koparır. Bütünlük duygusundan yoksun kitaplarla okur durmaksızın dünyalardan dünyalara geçer. Etki parçalanır, dağılır. Bu da kaçınılmazdır. Öykü kitabını baştan sona kadar okumaya karar vermiş biri için öncelikle geniş bir zamana ihtiyaç vardır. Bu da öykünün kısalık avantajının sona ermesi demektir. Öte yandan okur, öykü kitabında birbirinden kopuk temalarla, kahramanlarla karşılaşacaktır. Burada da öykünün “tek etki” fonksiyonu zaafa uğrayacaktır. Alejandro Zambra Belgelerim’de bu sorunu ustalıkla aşmış ve bağımsız öyküleri bir kitap bütünlüğüne ulaştırmayı başarmış.

alejandrozambra

Belgelerim
Alejandro Zambra
Notos Kitap

Bu yazı Arka Kapak dergisinin 14.sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku...