İlk Üçlemenin Eskizi Olarak Hobbit: Beklenmedik Bir Yolculuk

 Barış Saydam

Hollywood üçlemeleri tükettikten sonra şimdi de üçlemelerin öncüllerini üretmenin telaşına düştü. Yıldız Savaşları’nın ikinci üçlemesi, Batman Başlıyor (Batman Begins, 2005), İnanılmaz Örümcek Adam (The Amazing Spider Man, 2012) ve Prometheus (2012) derken, şimdi de 2000’lerin en çok konuşulan filmlerinin başında gelen Yüzüklerin Efendisi serisinin öncülü olan Hobbit üçlemesi karşımızda.

Yüzüklerin Efendisi’nde yüzüğü taşıyan Frodo’nun büyüme ve olgunlaşma hikayesi merkezde yer alırken, Hobbit: Beklenmedik Yolculuk  filminde ise Frodo’nun görevi Bilbo Baggins karakterine geçiyor. Hikaye, her ne kadar Thorin ve yanındaki on üç cücenin vatanları Erebor’u yeniden ele geçirmeye çalışmak için çıktıkları yolculuğun çevresinde dönse de, aslında filmin asıl sürükleyici öğesi ve filmin seyirciyle özdeşleşme sağlayan başlıca karakteri Baggins oluyor. Baggins’in Hobbitköy’deki rahat yaşantısını bırakarak, Thorin ve arkadaşlarıyla birlikte kendisini bir ülküye adaması ve yolculuk sırasında gösterdiği cesaret ve gözüpeklikle içindeki gizli “savaşçı” arketipini ortaya çıkarması, Yüzüklerin Efendisi’ndeki Frodo’nun dönüşüm süreciyle paralel işliyor.

Bu noktaya kadar, Hobbit: Beklenmedik Yolculuk filmi hem draması hem de mizahı dengeli bir şekilde ayarlanmış, dört başı mamur bir epik yol hikayesi şeklinde akıyor; fakat iş Yüzüklerin Efendisi’yle film arasında bağlantı kurmaya gelindiğinde, film kendi kurgusal alanını gereksiz göndermelerle daraltıyor ve bu bölümler uzadıkça film güç kaybediyor. Özellikle Baggins karakteri ile Gollum’un karşılaşması buna en iyi örnek. Bu bölümde, yüzükle ve ilk seriyle bağlantı kurulurken, filmin temposu düşüyor ve işleyen bir formül kesintiye uğruyor.

Yıldız Savaşları üçlemesinde olduğu gibi Hobbit serisi de ilk serinin başlangıcını anlatmaya çalışırken, aynı zamanda ilk serinin basit bir eskizi olmaktan öteye geçemiyor. Yüzüklerin Efendisi’nde çok daha nitelikli ve zengin bir dünya yaratılmışken, Hobbit: Beklenmedik Yolculuk filmindeki dünya sadece “deja vu” hissi yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda orijinal eserin basit bir kopyası olmaktan da öteye geçemiyor. İlk üçlemede alt metin okuması olarak ele alınabilecek dünya savaşı alegorisi, mitolojiden güncel politikaya kadar varan geniş bir skalada yorumlanmayı beklerken, üçlemenin öncülü olan serinin ilk filmi bu inceliklerden yoksun kalıyor. Tutan bir formül yeniden ve yeniden kurgulanıp işletiliyor hissi uyandırıyor.

Bütün bu zayıflıklar Yüzüklerin Efendisi serisini sevenler ve Tolkien hayranları tarafından muhtemelen daha da yüksek bir sesle dillendirilecektir; ama terazinin diğer yanında uzun epik yolculuklara özlem duyan önemli bir kesimi de es geçmemekte fayda var. Sinemayı bir eğlence ve kaçış aracı olarak gören, kendisini sinemanın büyüsüne kaptırıp üç saatliğine de olsa farklı dünyalara yolculuk yapmak isteyen insanlar için Hobbit: Beklenmedik Yolculuk filmi önemli bir alternatif sunuyor.

Yönetmen: Peter Jackson
Senaristler: Peter Jackson, Fran Walsh, Philippa Boyens
Roman: J. R. R. Tolkien
Yapım yılı: 2012, Yeni Zelanda / ABD

Devamını Oku...
Bir cevap yazın