Öykümüzün Sınır Taşları

Feyza Şener

“Amacım hem öykü tarihimizde iz bırakmış önemli kitapları hem de beğendiğim kitapları bir araya getirerek yararlı bir kaynak ve öznel beğeni kalıplarını aşmış bir kılavuz kitap oluşturmaktı”

Necip Tosun

Son yıllarda Türk öykücülüğü üzerine yaptığı eleştirel ve kuramsal çalışmalarla adından söz ettiren Necip Tosun, Öykümüzün Sınır Taşları adını verdiği yeni kitabının sunuş yazısında bunları söylüyor. Tosun, binlerce öykü kitabının arasından titizlikle seçtiği 100 öykü kitabıyla, Türk öykücülüğünün tarihsel serüvenini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda öykü sanatının inceliklerini öğrenmek isteyenler için de “dört başı mamur” bir yol haritası sunuyor.


Öykümüzün Sınır Taşları
Necip Tosun
Dedalus Kitap

Emin Nihat, Fahri Celal Göktulga, Kenan Hulusi Koray, Umran Nazif Yiğiter, Mübeccel İzmirli, Demirtaş Ceyhun, Ayhan Bozfırat.. Son birkaç yıllık okumalarımda edebi bir tür olarak “öykü”yü ilk sıraya oturtmama karşın, itiraf etmem gerekirse bu isimleri ilk kez duydum. Oysa Türk öykücülüğü üzerine naçizane benden tavsiye istense –evet, herkesin bildiği- aşağı yukarı yirmi-yirmi beş usta öykücüyü bir çırpıda zikredebilirim. Öykü tarihimiz, elbette ki hemen herkesin üzerinde gizli bir ittifak yapmışçasına bir solukta sayıverdiği bu isimlerden ibaret değil. Necip Tosun, Öykümüzün Sınır Taşları’nda “kitap bazlı” bir antolojik çalışma yaparak tam da bu boşluğu dolduruyor. Yoğun bir gayretin ürünü olan bu kitabı elime aldığımda ilk hissettiğim duygu, Tosun’un tarihsel bir sıra ile yerleştirdiği ve “Türkçenin En İyi 100 Öykü Kitabı” alt başlığı ile hazırladığı bu kitapları mümkünse aynı sırayı gözeterek edinmek ve mutlaka okumak oldu.

Necip Tosun, kitabın sunuş yazısında “Türkçenin En İyi 100 Öykü Kitabı” ifadesini oldukça makul ve naif bir üslûpla gerekçelendiriyor. İfade-i meramını anlatırken alt başlığın içerdiği mesajı, kendi öznel düzleminde adeta yeniden var ediyor. “En iyi kitap” yargısının bakış açısına göre değişebileceğini, kendisinin çıkış noktasının ise “bana göre” yaklaşımı olduğunu belirtiyor: “Bu ‘bana göre’nin içi iyi doldurulabilir, gerekçeleri iyi oluşturulabilirse işin içinden çıkılabilirdi. Ben bu yazarların tüm kitaplarını okuduktan sonra böyle bir ‘seçme’ işine başladım.” Tosun, çalışmaya dahil etmediği öykü kitaplarının “değersiz olmadığını”, bu kitapların kendi öznel ölçütlerine uymadığı için dışarıda kaldığını aktarıyor.

Öykümüzün Sınır Taşları seçkisidar görüşlü, tek açılı, ideolojik ve duygusal yaklaşımlardan uzak durması ile de dikkat çekiyor. Kitapta, dünya görüşü birbirine alabildiğine uzak, ancak öykü türünde edebî değeri yüksek eserler vermiş birçok yazar yan yana yer alıyor. Seçilen 100 kitap aynı zamanda derinlikli bir Türkiye okumasını da yansıtıyor. Yüzyılı aşkın bir sürede bu coğrafya da yaşanan acılar, kederler, sevinçler, toplumsal travmalar öykücülerin yaklaşımı ile gözler önüne seriliyor. Seçki bu yönüyle, sosyolojik ve tarihsel okumalara da imkân veriyor. Tosun’un kitabı, Türk öykücülüğünün tarihsel serüvenini yansıtması ve adeta bir öykü tarihi panoraması sunmasına karşın, salt bir öykü tarihi kitabı olarak belirmiyor. Bu nedenle çalışmadaki bütün öykü kitapları tarihsel bir çizgi içinde yer almıyor. Bu bağlamda seçkiye belli yaş sınırı getirilerek genç kuşağın dikkat çeken önemli kitaplarının bu çalışmada bulunmaması dikkat çekiyor.

Seçkide dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise seçilen öykü kitaplarının ilk baskılarına ait kapakların kullanılması. Bu yönüyle, kitapların yayınlandığı dönemlerin atmosferi okura yansıtılıyor. Çalışmada, her bir kitap hakkında kısa tanıtım yazıları yer alıyor. Ayrıca öyküler hakkında kuramsal değerlendirmeler yapılarak hikâye özetleri sunuluyor. Öykümüzün Sınır Taşları, öykü üzerine çalışma yapan herkes için kaynak olmasının yanı sıra özellik öyküye gönül veren okur için önemli bir kılavuz kitap işlevi görüyor. 

Arka Kapak dergisi 16. sayı

Devamını Oku...