Romanın İcadı: Genji’nin 1000 Yılı

Cüneyt Gönen

Dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen Genji Monogatari veya Genji’nin Hikâyesi bir kurgudan öte dönemin sosyokültürel, sosyoekonomik ve sosyopolitik yapısına da ışık tutan, psikososyal tahlillerle zamanın davranışsal modellerini günümüze taşıyan muhteşem bir eserdir. Saray hayatını, etik değerlerini, entrikalarını ve aşk hikâyelerini Genji üzerinden bir etnograf titizliği ile anlatan roman, Heian döneminin antropolojik yapısını tahlil etmektedir.

“Hayat belirsizliklerle doludur.” sözleri kiraz çiçeklerini savuran şedit rüzgâr gibi geçti Murasaki Shikibu’nun zihninden, gözlerini kapatıp kayıplarını unutmaya çalıştığı bir anda. Erken yaşta kaybettiği annesi ve kardeşine, kocasının ölümü de eklenmiş, tamir edemediği “kıymetsiz” hayatı her zaman önyargılı olduğu ve bir türlü geleceğini tahmin edemediği saraya dâhil oluvermişti. Gerçek isminin dahi geleceğe taşınmasına izin verilmeyen bir dönemde, tanık olduğu etkileyici hayatların, sanık olduğu sarsıcı olayların öylesine unutup geçilme fikri bile dayanılmaz acı veriyor, şahit olduklarını yazıya dökmek isteyen kalbinin sesini artık bir türlü susturamıyordu. İnsanların birbiri ile iletişim kuramayacağı, birbirinden haber alamayacağı zamanlar gelmesine, zamanın anıları silmesine meydan okumalıydı. İşte Genji’nin Hikâyesi bu belirsizlik dağının eteğindeki sis bulutundan, bir dönemin tanığı olarak bilinmenin, var olmanın, “buradayım” demenin zirvesine yükselen bu hayatların ta kendisidir.

Gerçeği çarpıtmak bilişsel bir koruma mekanizması ise, boşluğu anlamlı bir hikâye ile doldurmak ontolojik bir ihtiyaçtır. Kökleri çok eskiye uzanan roman güldüren, eğlendiren, hoş zaman geçirten bir meddah; zamanı sırtında taşıyan bir vakanüvis; düşündüren, sorgulatan, tasalandıran bir heccav olmakla birlikte politize olduğu zaman dengeleri değiştiren, algı yaratan, manipüle eden bir silaha dönüşebilmektedir. Bu yazınsal türde kodlanan Genji’nin Hikâyesi ilk roman olarak tanımlanmış ve kabul edilmiştir. Prens Hikaru Genji’nin aşklarını ve hayatını anlatan bu başyapıtta 430 karakter mevcut olup bu karakterlere ustaca rol verilerek canlı tasvirlerle hikâye kurgulanmıştır. Her ne kadar romanın ana karakteri Hikaru Genji olsa da odak noktası kısmi olarak dönemin kadınlarıdır: Toplumsal rolleri, duygusal çatışmaları, hisleri, düşünceleri ve kaderleri şiirsel bir dille aktarılmıştır. Roman yapısal olarak üç kısma bölünebilir: Birinci bölümde Genji’nin hayatının ilk yarısını, gönül çalkantılarını, ilişkilerini ve politik yükselişini; ikinci bölümde Genji’nin hayatının son kısımlarını ve geçmişi ile hesaplaşmasını; finalde ise Genji’nin ölümünden sonra soyundan gelenlerin trajedileri anlatılmıştır.

Heian döneminde (794-1185) kaleme alınan Genji’nin Hikâyesi üzerinde, dönemin etkileri ve izleri ise oldukça derindir. Dönemin saray hayatını, dikeyde ve yatayda hiyerarşik ve heterarşik sosyal ilişkilerini bir gözlemci edası ile tasvir eden eser, aslında bir dönemin kolektif hayat tarzının Shikibu’nun gözünden diline yansımasıdır. Murasaki Shikibu’nun saray hayatına sonradan dâhil olduğuna ve saray yaşamında son günlerini tamamladığına inanılmaktadır. Aslında yazarın gerçek adı tam olarak bilinmemektedir. Heian dönemine damgasını vuran dönemin güç oyunlarında denge kuran, hesap bozan, siyasete yön veren, rakiplerin yolunu kesen, evlilikleri ile iktidarı şekillendiren ve iktidarın üzerinde kontrol sahibi olan aristokrat ailelerden biri olan Fujiwara ailesinden baş nedime “Fujiwara Takako”nun o olabileceği yönünde tezler vardır. Fakat kesin ve ispatlanmış bir kimlik bilgisi yoktur.

1000 yılını deviren 800 vaka (şiir) ve 54 bölümden oluşan bu çok katmanlı hazinenin Türkçe’ye kazandırılmamış olması büyük bir kayıptır. Şimdilik sadece aslından veya farklı dillerdeki çevirilerinden okunabilecek tarihi belge niteliğindeki bu zengin eser, dönemin adab-ı muaşeret kurallarından müzik zevklerine, dini ritüellerden estetik edebiyat anlayışına, kıyafetlerinden mimarisine kadar çok değerli bilgileri barındıran görkemli anlatısı ile okuyucusunu bir döneme tanıklık etmeye davet ediyor. 

Arka Kapak dergisi 28. sayı

Devamını Oku...