Ruh Ansiklopedisinin Yazarı: Oğuz Atay

Haydar Ergülen

Orhan Pamuk’un “Bir kitap okudum, hayatım değişti.” cümlesinin benzerini, yıllar önce Oğuz Atay kendisi için kurmuş olmalı: “Bir kitap yazdım, Türkiye’nin ruhu anlaşıldı.” Atay böyle bir cümle kurmadı kurmasına da, okuyanlar onun “Türkiye’nin ruhunu yazan adam” olduğu hususunda söz ve fikirbirliği ettiler. Başka sözler de edildi ona dair: ‘Hissiyatımızın tarihçisi’, ‘zihniyet tarihimizin olağanüstü araştırmacısı’, bir de ‘hissiyat coğrafyası’ndan söz edildi.

İlginç olan bu tanımların bir sosyolog, bir siyasetbilimci için değil, bir romancı için yapılmış olması. Nasıl bir romancı? Günde 24 saat romancı olma zorunluluğunu hisseden, romanın bir kültür işi olduğunu bilen, romancının kendi kendisinin felsefecisi, sosyoloğu, psikoloğu olması gerektiğini savunan bir romancı. Oğuz Atay’ın bu kavramlarla tanımlanmasında yazdığı romanlar ve günlüğü kadar yazamadığı kitaplar da etkili oldu elbette. Özellikle bir büyük roman tasarısı olan, “Türkiye’nin Ruhu” adını vermeyi düşündüğü roman üçlemesi. Memleketin ‘kolektif bilinçaltı’yla ilgili bir büyük anlatı olacaktı bu. Hem ruhumuza ayna tutacak hem de halimizi yüzümüze vuracaktı.

“Türkiye’nin ruhu”nu kısacık ömründe kavramıştı ama romanını yazmaya vakti kalmamıştı. Yine de ardında bıraktıkları, o ruhu kavramaya yeter de artar bile. Üstelik ilk kitabı olan, Türkiye’nin de ilk postmodern romanı sayılan Tutunamayanlar, bir bakıma da bu ‘ruhun ansiklopedisi’ sayılmaz mı? Bu roman bizim hem açmazımızın hem de açarımızın birbirinde saklı olduğunu anlatır. Aynı zamanda hem trajik hem de ironik olmayı başarabilen ruh halimizi ise ‘trajironik’ kavramıyla özetlemek mümkün.


Tutunamayanlar
Oğuz Atay
İletişim Yayınevi

‘Trajironik’ olarak adlandırabileceğimiz şeylerin başındaysa Tutunamayanlar’ın serüveni gelir. TRT Roman Özel Ödülü’nü kazanan kitap, kolayca yayıncı bulamayacak, yayımlandığındaysa çok az satılacaktır. Yayımından 15 yıl sonra bile yarı fiyatına satılmasına rağmen kolayca tükenmeyecektir. Ve kitap hakkında o yıllarda hemen hiç değerlendirme yazısı çıkmayacaktır. “Yoksa bu da Oğuz Atay’ın ‘Tehlikeli Oyunlar’ından biri mi?” diye sorulabilecek kadar trajik ve ironik bir durumdur bu. Kuşkusuz 1960’ların sonundaki aydın ve entelektüel kimliklere, ortama eleştirel yaklaşması da bu ‘yaralayıcı sessizlik’te büyük rol oynar. Belki ‘ansiklopedik roman’ diye de tanımlanabilecek girişimlerdir Oğuz Atay’ın özellikle Tutunamayanlar ile Tehlikeli Oyunlar romanları. Postmodern örnekler olarak gösterilmeleri de bu nedenledir: Mektuplardan oyunlara, diyaloglara, şarkılardan tangolara, alaturkaya, rüyalardan bilimsel notlara, ansiklopedi maddelerinden kutsal metinlere, günlüklerden biyografilere, şiirlerden açıklamalarına, manzumelere ve aşk romanı parodilerine kadar her şey vardır onlarda. İki türlü de okunabilir ya da adlandırılabilir Atay’ın romanları, küçük bir kelime oyunuyla, ‘ansiklope/dik’ romanlar. Hem yatay ve geniş, ansiklopedi ruhu taşımaları bakımından, hem de dik ve yüksek, yazım biçimleri, üslupları, ilk oluşları, yenilikleri bakımından.


Tehlikeli Oyunlar
Oğuz Atay
İletişim Yayınevi

Bir de “Türk Tutunamayanları Ansiklopedisi” vardır haliyle. Tutunamayanlar’ın sonunda romanın başkişisi Selim Işık’ın hazırlamayı düşündüğü bir ansiklopedidir bu: “Gerçek tutunamayanlara saygım büyüktür. Onları bir ansiklopedide toplamak isterdim. Türk Tutunamayanları Ansiklopedisi. Oniki fasikül bir cilt. Oniki ciltte tamamlanacaktır… Benden sonra bu işi yapacak çıkmaz. Gençlik şimdi somut sorunlarla ilgili. Hemen işe girişmeliyim.” Böyle konuşturur Selim Işık’ı, üstelik bir de tutunamayanlar listesi oluşturur. Roman, Oğuz Atay hayattayken okunmuş ve şimdiki gibi ‘kült kitap’ olmuş olsaydı, sahtesiyle gerçeğiyle ‘tutunamayanlar’ımız büyükçe bir şehir oluştururdu herhalde!

Oğuz Atay’ın romanları bir ‘aydınlar resmigeçidi’ gibidir. Doğu-Batı, Türkiye’nin halet-i ruhiyesi, kültürel olduğu kadar edebi bir gecikmişliği de yaşamanın kaygıları, sorunları bir yanda. Atay’ın bunlara gülünç, abartılı, ciddi, şizofrenik ya da paranoyakça yanıtlar arayan ve bir türlü büyüyemeyen, hep çocuk kalan kahramanları bir yanda. Oğuz Atay içimizden birilerini buldu ve onları unutulmaz tiplere dönüştürerek ruhumuzun harcına kattı: Selim Işık, Turgut Özben, Süleyman Kargı, Hikmet Benol ya da memleketimden tutunamayan manzaraları. 

Arka Kapak dergisi 7. sayı

Devamını Oku...