SON NEFESLER ya da BALTHUS’ÜN KÜLLÜĞÜ

Enis Batur

İlki onsekiz yıl önce (bkz: Başka Yollar), ikincisi beş yıl önce (bkz: Hepsi) başarısızlıkla sonuçlanan sigara içmeyi bırakma girişimim ve bu denemeyi yazışımdan bir yıl sonra, Temmuz 2017, sigara içmeyi umarım geri dönüşsüz biçimde bırakmak zorunda kaldım: Gerçekten de tüttürmenin beni öldürmesine düpedüz ramak kalmıştı.
Biliyorum, farkındayım, azılı sigara ve tütün düşmanları “zorunda kaldım” ifadesini kullandığım için bana içerleyecek, öfkeleneceklerdir. Gelgelelim doğru bu, doğrusu doğruyu doğruca söylemek: 55 yıllık bir tiryakinin sigara içmeyi aslında sevmediğini söylemesi gerçeğe sırtını dönmesi. Ciğeri mundar ilân etmesi olarak görülmeli tersi yönde bir ifade kullanmak.
55 yıl süren tiryakiliğin gövdeme, bünyeme maliyetinin bilincindeyim: Ana organlarımda geri dönüşü olmayan hasarlar oluştu, olası ömür süremden belki on yılı, belki daha fazlasını eksiltmiş oldum. Şu var: Bütün bunları şimdi öğrenmiş değilim, bile göre sürdürdüm sigara içmeyi çünkü, hadi biraz daha öfke çekmekten ne zarar gelir, sigara içmeyi her vakit çok sevdim. Şaşıranlara şaşırmışımdır: Azımsanmayacak sayıda insan, yaşamsal tehlike rizikosu yüksek tutkulara kapılır, büyük oranda sonlarını hazırlayan tutkulardır bunlar, inançları uğruna ölmeyi baştan kabul eden bir dolu insan tanımışızdır.
Tiryakiliğin soylu bir tutku olduğunu düşünmüyorum elbet. Ciddi, ağır zor alt edilir bir bağımlılık türü olduğu da unutulmamalı ama. Sık kalem oynattım bu konuda, çok yakından (babam) ve uzaktan (Sartre) tanıdığım uç örneklere, talihli bünyelere (Schmidt ya da Sarraute) değindim: Özerk, apayrı bir mikrokozmostur tütün dünyası, kuralları ve istisnalarıyla.
Sigara içmeyi bırakmaktan doğan boşluğun, oluşan eksikliğin tartımını yapmak da, yaşadığım savaşımın boyutlarını aktarmaya çalışmak da uzak bir yarına erteleyeceğim döküm. Bir gün bir hekim “altı ay ömrünüz kaldı” derse hemen sigaraya dönerim gibi geliyor bana. Şimdi, bütün tüttürenlere imrenerek baktığımı, hele çok yaşlı olanlarından handiyse nefret ettiğimi saklayacak değilim.
Şaka elbette. Zorunlu sigara içmeyi bırakma durumu (sonucu) doğduğunda Paris’teydim. Üst üste gidip görme olanağı bulduğum iki büyük sergiden ilki, Pompidou Merkezi’ndeki David Hockney retrospektifiydi. 80’indeki İngiliz ressam hâlâ bir “chain smoker”da ve atölyesine koskoca bir SMOKİN AREA tabelâsını, her yerden görünecek biçimde yerleştirmişti.
İkinci sergiden, Modern Sanat Müzesi’ndeki Derain-Balthusa Giacometti/Bir Dostluk Hikâyesi’nden çıkışta, müze kitabevinde bir örneği satışa sunulmuş (200 adet üretilmiş, fiyatı 450 euro!) “parça” hemen dikkatimi çekti. Öyküsünü sonra öğrendim:
Balthus’ün İsviçre’de son yıllarını geçirdiği şatosundaki her gün gidip çalıştığını Anılar’ında aktardığı atölyesi olduğu gibi korunmuştu. O kadar ki, ressamın 93 yaşında ölümünden yedi yıl sonra atölyeyi ziyaret etme olanağı bulan bir sanatçı, Katerina Jebb, sigara tablasının içindeki son izmaritlerle birlikte durduğu yerde durduğunu görerek fotoğrafını çekmiş, sonra da görüntüyü tarayarak üç boyutlu bir replikasını üretmişti: 2016 tarihli “yapıt”, doğal olarak “Balthus’ün Küllüğü” adını taşıyor.
Bir an gafil avlanıp objeye burnumu yaklaştırdım, hemen geri çekildim: “Son nefesler”in kokusunu almak için şatoya gitmek gerekecekti.

Bu yazı Arka Kapak dergisinin 27.sayısında yayınlanmıştır.

Devamını Oku...