Sosyal Medyanın Sosyalleşemeyenleri

Sertaç Dalgalıdere

Tüm dünyada ve Türkiye’de yaşama pratikleri dâhil her şeyi yeniden dönüştüren sosyal medya (sosyal paylaşım ağları) 2000’li yılların başından bu yana büyümeye ve ağına yeni bireyler eklemeye devam ediyor. Social Media Knowledge (SMK) tarafından 2015 yılında yapılan araştırmaya göre; Facebook’un aylık aktif kullanıcı sayısı 1.4 milyar, Twitteer’ın 288 milyon, LinkedIn’in 347 milyon, Youtube’un ise 1 milyardan fazla… Sosyal paylaşım ağlarındaki büyümenin önümüzdeki yıllarda da devam edeceği uzmanlar tarafından sıklıkla ifade ediliyor.

Sosyal medya şeklinde tanımlanan araçların, toplum ve bireyler üzerindeki etkileri ve dönüştürme gücü hem fen bilimleri alanında hem de sosyal bilimler alanında çalışan akademisyenler için üzerinde durulması ve tartışılması gereken önemli bir konu halini aldı. İnönü Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Babacan’ın “Sosyal Medya ve Gençlik” isimli eseri bu ihtiyacın bir nebze de olsa giderilmesi ve tartışma literatürüne katkı sağlaması açısından önemli bir kitap. Çalışma alanı; iletişim sosyolojisi ve sosyal medya olan Babacan’ın, “Toplumsal Paylaşım Ağlarında Sosyal Sermaye Pratikleri” başlıklı doktora çalışmasından üretilen eser, modern yaşamın önemli bir parçası haline gelen sosyal medyanın, bireylerin sosyal sermaye birikimlerini nasıl etkilediği üzerinde duruyor.


Sosyal Medya ve Gençlik
Mehmet Emin Babacan
Açılım Kitap

Pierre Bourdieu tarafından sosyal sermaye; toplumsal aktörlerin kültürel ve sosyal kodlar, grup içi aidiyetler gibi olgular sayesinde sosyal hayatı kolaylaştıran ancak bir başka yönüyle hiyerarşik düzen içinde güç sahiplerinin gücün devamını sağlayabilmek için kullandıkları bir kaynak şeklinde görülmekte ve tanımlanmaktadır. Eser, birinci bölümünde hem sosyal medyanın yerel ve küresel bir fenomen halini alma serüvenini anlatıyor hem de sosyal sermaye kavramının Bourdieu’nun tanımı dışında farklı düşünürler tarafından nasıl ele alındığını ortaya koyuyor. Çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümünde devlet ve özel üniversiteler olmak üzere 67 farklı okulda 1254 öğrenciyle gerçekleştirilen anketin metodolojisi ve bulguları yer alıyor. Ayrıca, belirlenen 38 öğrenciyle yapılmış derinlemesine mülakatlar bulunuyor. Mülakatlarda alınan cevaplar sosyal sermaye açısından değerlendiriliyor.

Babacan’ın eserinde yer alan anket sonuçlarına bakıldığında; sosyal medyanın özellikle gençler üzerinde sosyal sermaye açısından önemli bir katkı sağladığını söylemek oldukça güç, çünkü sosyal medya her ne kadar insanları sosyalleştiriyor gözükse de, arkadaşlarla dolu bir dünyayı listeler halinde sunsa da sanaldan öteye geçememekte ve bireye gerçek hayatta karşılık vermekte zorlanmaktadır. Kitabın son kısmında ise eserin konusuna paralel şekilde, Prof. Dr. Mutlu Binark ve Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanı Mücahit Küçükyılmaz’la gerçekleştirilen röportajlar yer alıyor. Özetle çalışma, Türkiye’de yaşayan gençlerin sosyal medyayla nasıl sosyalleşemediğini ve sosyal sermayeden yoksunluklarını anlatıyor. Sosyal medyanın bireyler üzerindeki etkilerini anlamak isteyenler ve bu alanda çalışmalar gerçekleştiren akademisyenler için okunması gereken bir çalışma. 

Arka Kapak dergisi 5. sayı

Devamını Oku...