Tez Nasıl Yazılmaz?

Sedat Albayrak

Bizim akademimiz için Eco’nun dünyası fevkalade fantastik duruyor. Fakat Tez Nasıl Yazılır?’da bir tez işçisinin telkâri ustası gibi, üstelik en klasik usullerle topladığı bilgileri nasıl bir amaç uğrunca bir araya getirdiğini, baştaki sorusuna cevap geliştirerek nasıl sonuçlara ulaşabileceğine rehber olur. Kitabın onca teknik detayı içerisinde yazamamak da yazarlıktan mıdır sorusuna sınırsız bir çalışma azmi sunuyor.


Tez Nasıl Yazılır?
Umberto Eco
Çevirmen: Betül Parlak
Can Yayınları

“Çok okuyan yazamaz.” sözü hiç aklımdan çıkmaz. Rivayete göre çok yazan parlak bir sosyolog hocamız söylemiş, okuduklarının miktarını bilmem ama bir miktar sorunun cevabını teşkil ediyor. Evet bu bir taltif cümlesi değil, kafası karışıklar için kolay bir rehber ancak. Sorunun açık cevabını herkes biliyor galiba, asıl soru ise “Tez nasıl yazılır?” olmalı malum. Umberto Eco’nun How to Write a Thesis kitabının anadilinde yayınlanmasından(1977) uzun bir süre sonra İngilizce’ye tercüme edilmesiyle dünyada büyük bir akademik okur kitlesi bu münbit yazardan akademik metinlerin nasıl olup da bu kadar nitelikli ve fazlaca yazılabileceğini öğrenmek istedi. Kitap nihayet yakın bir zamanda Betül Parlak tarafından İtalyanca aslından çevrilerek piyasaya sunuldu. Dünyada lisansüstü öğrenciler için yazılan diğer benzerleri gibi araştırma yöntemleri, akademik usuller vs. öğreten bir ders kitabı mahiyetinde olunca Eco’yu örnek almak isteyen sayısız lisansüstü heveslilerinin yaratıcı yazarlık üzerine akademik hayalleri suya düştü.

Böyle bir vasatta Howard S. Becker’in “Sosyal Bilimcilerin Yazma Çilesi” başlığıyla çevrilen çalışması imdadımıza yetişti: “İnsanlara, yazarken karşılaştıkları sorunların, onların kişisel zaaflarından, gerektiği kadar çok çalışmamalarından, yeteri kadar yetenekli olmamalarından ya da bu sıkıntılara yol açtığını düşündükleri diğer benzeri kişisel kusurlardan kaynaklanmadığı mesajını vermeye çalışıyorum. Onlara C. Wright Mills’in söylediklerini, yani bu bağlama en uygun düşen ifadeyle, kişisel sorunların gerçekte toplumsal organizayon sorunları olduğunu hatırlatıyorum. Kısacası, beceriksiz olduğunuz için değil, içinde bulunduğunuz ve bu sıkıntıları deneyimlediğiniz toplumsal organizasyon bunları yarattığı için siz bu sorunları yaşıyorsunuz. ”

Umberto Eco,  Tez Nasıl Yazılır?’da sırasıyla “Siz Proust değilsiniz. Uzun cümleler kurmayın. Eğer aklınıza gelirse onları yazın ve sonra bölün. Cummings değilsiniz. Cummings Amerikan avangart şairdi ve bir avangart şair olarak yapması gerekenleri yapardı. Ancak siz avangart şair değilsiniz.” diye devam eder. Sosyal bilimciyi büyük kurgu üstadlarının yordamından alıkoyan bilimsellik iddiasıdır. Bu da herkesin içinde kalmış bir ukde olarak ortaya çıkacağı günü bekler. Eco bu durumu şu şekilde ifade eder. “Yaratıcılık bir yana, pek çok bilim insanının içinden hikaye anlatmak geldiğini, ama bunu yapamadıkları için çok üzüldüklerini söyleyebiliriz; işte bu nedenle bir çok üniversite profesörünün çalışma masasının çekmecesi yayınlanmamış berbat romanlarla doludur.” Fakat Eco, kendisi romancılığını doktora tezinde de işletebilmiştir. Hem de ortaçağ üzerine felsefi ve estetik yargılar içeren bir çalışmasının serüvenini şöyle aktarır:  “Doktora tezimi Aquinalı Thomas’ın estetiği üzerine hazırladığımda –çok tartışmalı bir konuydu, çünkü o dönemde edebiyat araştırmacıları Thomas’ın hacimli yapıtlarının toplamında estetik düşünce bulunmadığına inanıyorlardı- sınav heyetindekilerden biri beni ‘anlatım safsatası’ yapmakla suçladı. Olgunluğa erişmiş bir bilim insanının, araştırma yapmak üzere yola çıktığında kaçınılmaz olarak deneme-yanılma yoluyla ilerleyeceğini, değişik varsayımlarda bulunup bunları reddederek çalışacağını söyledi. Ama araştırmalarının sonunda bütün bu girişimleri özümsemiş olması ve sadece çıkardığı sunması gerektiğini belirtti. Bense tam tersine, araştırmamın hikayesini polisiye romanmış gibi anlatıyormuşum. Birazını nazik bir tavırla dile getirdi, araştırma sonucu bulunan her şeyin bu şekilde ‘anlatılması’ gerektiğine dair temel düşünceyi hatırlattı bana. Her bilimsel kitap bir tür katil kim olmalıdır. Kutsal Kâse’yi arayışın hikayesi gibi. Sanırım o günden sonra bütün akademik araştırmalarımda bunu uyguladım.” 

Arka Kapak dergisi 30. sayı

Devamını Oku...