Yabanıl Kadının Şifalı Masalları

Hayrullah Gürdağ

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Ayrıntı Yayınları tarafından Hakan Atalay çevirisiyle Türkçeye kazandırılmış bir düşünce kitabı. 25. basımını geride bırakan bu kitabı daha çok kadınların okuması gerektiği şeklinde bir algı söz konusu. Ancak fikri okumanın, düşünmenin aklımızın karanlık odalarını aydınlatması söz konusu ise cinsiyeti konu etmenin bir gereği yoktur. Her ne kadar kitabın kadın odaklı bir anlatımı olsa da kitap, kadın-erkek tartışmasının üstesinden gelmeyi vaat ediyor.


Kurtlarla Koşan Kadınlar
Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler
Clarissa P. Estes
Çevirmen: Hakan Atalay
Ayrıntı Yayınları

Yanlış özgürleşme heveslisi birey heves ettiğinin kölesi olagelmiştir. Bu durum içimizin gittiği her ne ya da kimse onu cellatlığımıza kabullenişimizi remz eder. İnsan; tutkularıyla tutulmuş-tutuklanmış, dünyaya alıştığı, yüz göz olduğu nispette de özgürleşme cevheri tinine yabancılaşmıştır. Sarmala alınmış kadın nefes darlığı çekmekte, kemik erimesi yaşamaktadır. Hiç bir şey olmamışlık olamamışlık ve zafiyet “ne oldum deliliği” ile kendini açığa vurmaktadır.

Genelde “sevgili” tipi, özelde de kadın; merkez kuvvet, cazibedar, doğal yaratıcılığın aslı, esas anası ve yasasıdır. O, insanlığın köken ve gövde öyküsüdür. Tek mevsim bahara teşbih edilegelse de dört mevsimi kendi doğasında diri tutar. Kıştan kalma yüzünü göstermesi ve ayaz ayaz bakması da, yaz gibi bereketli toprağımız olması da bahardaki gibi hüznü getirip üzerimize kondurması da bütünlük halinde kadınla gösterir kendini.

Yaratıcılığı yarıda kaldırılmış ve düşük yapmış kadınlar gibi tin dış güçlere fazlasıyla açık hale geldiğinden bugünün kadını vahşi doğalığından ve doğallığından uzaklaştırılma sancısıyla didişecek mecali dahi kendinde bulamamaktadır. Dünyacıl baştan çıkarıcılarla engellenmiş kadın, yok edicilerini fark edemeyecek kadar narkoz almış haldedir. İşte yazın bu noktada imdada yetişerek, kendisi olmaktan hayli zaman önce çıkmış ruh için ayıktırma işlevi yapar ve onu yeniden kendini bulmaya gerçekleştirmeye can verir hale getirmeye başlar.

Kitabın göndergesel metin olmasının da avantajı ile başarılı bir çevirisi var. Zaman zaman akademik muhit diline örnek teşkil edecek bölümler olsa da kitabın bütünlüğüne bakıldığında düşünce üslubuna göre değerlendirildiğinde hakkı verilmiş bir çeviri.

Clarissa Pinkola Estes, psikanaliz eğitimi sırasında beş yıldan daha uzun bir süre leitmotivlerin çözümlenmesi, arkatipsel simgecilik, dünya mitolojisi, eski ve popüler ikonoloji, etnoloji, dünya dinleri ve tefsir üzerinde çalışmalar yaparak Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı yazma hazırlığını yapmıştır. Adı geçen eserinde Clarissa Pinkola Estes, kadınların içgüdüsel hayatlarına, vahşi doğalarına, iç benliklerine masallar ve öyküleri merkez alarak düşünce ışıkları tutar.

“Yaratıcı anne her zaman ölüm annedir” görüşünü işleyen Estes, yapmamız gerekenin ikisinin de zamanlamasını kavramak, ölmesi gerekenlere ölmeleri için yaşaması gerekenlere yaşamaları için izin vermek olduğu üzerinde durur. Kemik kadınlar, insanlığın sağlam yanıdır ve Meksika’da kadınların hayatın ışığını taşıdığı söylenir. Tohum ve kemik simgelerini yoğunlukla işleyen Estes, çöldeki La Loba’nın kemik koleksiyoncusu olmasından çıkarımda bulunarak arketipsel simgecilikte kemiklerin tahrip edilemez gücü temsil ettiğini belirtir. Bu durumda kemikler bedeni ayakta tutan dağlardır.

Estes, bu düşünce kitabında ruhumuzun atardamarından gelen kanlardan, mavi sakalla simgelenen karanlık adamlardan, fazla iyi annelerimizden, zayıflayan kaslarımızdan, vahşi (wild) kelimesinin etimolojisinden, “Bazı şeylerin Tanrı işi” olmasından, Manawee’den, iskelet kadından, adamın ağlamasının kadının ruhunu çağırmasından, kalbin psikolojik ve fizyolojik merkez oluşundan, çirkin ördek yavrusu olma durumlarından, annelik görmemiş annelerden, dışlanmanın lütuf olmasından, Jungcu psikolojiden yer yer konu açarak ve görüş derinliği kazandırarak okura bakış açıları sunuyor. Bütün bu sözünü ettiklerim ve çok daha fazlası için okunmadığında kaybın çok olacağı bir kitap Kurtlarla Koşan Kadınlar… 

Arka Kapak dergisi 27. sayı

Devamını Oku...