Yaşamın Ucuna Yolculuk

Müge Yıldırım

Önerileri dinlememek belki biraz kanımda yok. Gecelerine ayın ışığı vurmadığında, “Tezer’e koşma, fenerini bulamazsın.” dendi bana çok kez. “Melankolik havanı dağıt, intihara bile sürükler o kitaplar”. Hayır diyorum, hayır! Benim yolculuğum intihara değil, “yaşamın ucuna” olacak.

Kanımda olmadığındandı belki, dinlemedim. Gecelerim gündüze çalmadı, gökyüzüm turuncuya boyanmadı; ve ben hep Tezer Özlü’ye koştum. Ne gamlı bir prenses, ne de nostalji kraliçesi… Hayır, Tezer Özlü bu sıfatların hiçbirine ait değil. “Yaşamın Ucuna Yolculuk” gibi, “Çocukluğun Soğuk Geceleri” gibi kalıpsız, sıfatsız. Tanımlardan uzak. “Gitmek üzerine kurulu hayatı” diyorlar, yanıldıklarını söylüyorum onlara. Tüm intihar girişimlerine rağmen; hayatı yaşamak üzerine kurulu fikrimce. Bilmiyorum, sürekli böyle anmak onu, ne kadar doğru? Kalıpları kıran, “doğru” diretilen her şeyden kaçan, acılarda boğulmuş bir kadın… Bunlar birer kısıtlama. Tezer Özlü kendini ne kadar bir kalıba sokmamaya çalıştıysa, sanki okurları onu o kadar sıfatlaştırıyor. Kitaplarına hep tek yönlü bakılıyor. “Çektiği acıları yazmış hep, psikoloji bozuyor. Hayat acıdan ibaret değil, bunu görememiş.” Bu cümlelere de itiraz ediyorum, hayır; hayır hayat tam olarak yazdıkları gibi, onlardan ibaret.


Yaşamın Ucuna Yolculuk
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları

Tezer Özlü hiçbir zaman sadece yaşadığı derin hüznü yazmadı. Yaşamın Ucuna Yolculuk, isminin hakkını veren bir kitap. Yaşamı bulduğum bir kitap. Tüm melankoliye, kedere rağmen umut verici cümlelerle, yer yer dengesizleşen; bir önceki cümlelerde yazdıklarına tezat oluşturan paragraflarla dolu. Zaten yaşamak dediğiniz de böyle bir şey değil mi? Genelleme olarak; sıklıkla boğuk, zaman zaman ümit veren, bazen dengesiz bir oluşum.

Yaşamın Ucuna Yolculuk; Tezer Özlü’nün, “hayatının yazarları”nın kentlerine, yaşamlarına, ölümlerine yaptığı yolculuğu anlatıyor bakıldığında. Kafka, Svevo, Pavese gibi isimlerin nefes aldığı sokaklarda soluyor, mezarlarını, ölümlerini tadıyor. Trenlere bırakıyor kendini, tek gecelik otel odaları eşlik ediyor yalnızlığına. Tezer Özlü, bir bir yaşıyor hayran olduğu yazarları, Yaşamın Ucuna Yolculuk’u yazdığı zamanlar. Berlin’den başlayan seyahati St. Stefano Balbo’ya kadar uzanıyor. Biliyorum ki bu seyahatler yalnızca yazarlarının hayatlarını ziyareti değil; kendi iç benliğine yaptığı yolculuklar. Her kentte biraz daha tanıyor kendini Özlü. Toplumun dayattığı sınırlarda dolaşarak bir bir kırıyor. Farklı hayatları, farklı kişilikleri yaşıyor.

Hayatı boyunca üç kere aşık oldu Tezer Özlü. Üç evlilik yaptı. Sadece derin bir hüznü değil, aşkı da tattı. Bir kızı oldu, belki de sevgilerin en büyüğü olan evlat sevgisini yaşadı. Buna rağmen “Her şeyden kaçmış, yalnız acı çekmiş” yorumları dolaşıyor etrafta. İnsanların gözünde, yaşadığı sıkıntılar ve intiharlarıyla tanınan bir kadın, maalesef ki.

Ancak Yaşamın Ucuna Yolculuk’un 43. sayfasında görüyoruz tüm bu yorumların yanlış olduğunu;

“Bir ilişkinin başlangıcı, sürekliliği aynı zamanda en derin sınırlandırılması değil mi. Belki ancak ayrılık bir açıklık, bir derinlik kazanmıyor mu…Tek bir kişide yoğunlaşan duygulardan her zaman kaçındım. Sonsuz sevmek isteğimi her zaman tüm insanlara, her insana dağıtma çabası gösterdim. Zaman zaman da herkesten nefret ettim. Kendi dışımda.

Tezer Özlü, sevmek nedir biliyordu. Karamsar bakıyordu belki yaşama ancak nefes aldığı her anı değerlendirmesini bilen bir kadın, her cümlesini hisseden bir yazardı. Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabının her kelimesi, Tezer Özlü’nün manik-depresif ve sınırlandırmasız ruhundan izler taşımakta. Okurken altını çizdiğim her cümlede ona büründüm. Düşünceleriyle, bakış açısıyla büyülendiğim, samimi bir hayranlık ve yoğun bir sevgi beslediğim insanlar sıralamasının başında gelen isimlerden. Yaşamın Ucuna Yolculuk’ta olduğu gibi, kitaplarda farklı hayatları yaşamayı, her paragrafta farklı sokaklarda kaybolmayı Tezer Özlü’den öğrendim. Kendisinin yazarlarına yaptığı yolculuk gibi, ben de kendi yazarıma, Özlü’ye yapıyorum şimdi yolculuğumu. Gerek anlatımı, gerek açıklığı çekiyor beni yazılarına. Onu tanırken öğreniyorum kendimi. Şimdilerde görüyorum ki, Tezer Özlü ile yaşamımın ucuna doğru yolculuğa çıkıyorum.

Arka Kapak dergisi 15. sayı

Devamını Oku...