Araplardan Seçme Meseller

Ekrem Sakar

Mesel nedir? Bir konuşma ve yazışma esnasında konuya uygun, yerli yerinde, nasihat veren yahut durumu özetleyen kısa sözlere atasözü, özlü söz, vecize, özdeyiş gibi muhtelif isimler veririz. İşte bunların tümünü; yaygın, anonim ve klişe olmak gibi ortak özelliklerinden yola çıkarak “mesel” olarak adlandırıyoruz.

Sözlü veya yazılı iletişimde muhataplar üzerinde büyük etkisi olduğu için pratik fayda sağlayan bu sözlerin aynı zamanda söylendiği coğrafyada hâkimiyet kurmuş olan kültürler hakkında da çok şey söyledikleri bir gerçek. Genellikle atalardan ve onların yüzyıllar içindeki tecrübe ve gözlemlerinden miras kalan, büyük çoğunluğu öğüt ve hüküm ihtiva eden, hem lafzı hem de anlamı beğenilerek nesilden nesile aktarılan anonim mahiyetteki bu deyişlerin, özellikle hayatının merkezine dil ve edebiyatı yerleştiren “kadim” Arap toplumlarında şiir gibi önemli bir yeri olduğu bilinmekte.

Hakikaten yaşanmış ya da yaşanması mümkün bir kıssanın özü olarak da tanımlayabileceğimiz meseller, çok geniş bir konu yelpazesini bünyesinde barındırdığından, tarih boyunca bunları derlemeye ve her meselin ardında yatan hadiseyi ortaya çıkarmaya teşebbüs eden kimseler yaşamış. Bunlardan en meşhuru Meydânî’nin kaleme aldığı Mecma’u’l-emsâl adlı eseri olmuş. Mezkûr kitabında 6000’den fazla mesele izahlarıyla birlikte yer vermiş. Eserin ehemmiyetini keşfeden bir devlet adamı ve Osmanlı münevveri olan Diyarbekirli Said Paşa ise Arapça yazılmış bu eserden kendisine en hoş ve latif gelen 330 meseli seçerek, şahsına münhasır üslubu ve bilgisiyle tercüme etmiş ve adını da Nuhbetü’l-emsâl koymuş. Kitap, Uğur Boran tarafından kısmen sadeleştirilerek günümüz harflerine aktarılmış ve eserin orijinal ismi muhafaza edilmekle birlikte üst isim olarak Mesel Kitabı adı verilmiş.


Diyarbekirli Said Paşa: Mesel Kitabı
Nuhbetü’l-Emsal
Büyüyen Ay Yayınları

Kitabı karıştırırken, “Bir şey satın aldığın zaman onu bir de çarşıya götürüp satmayı düşün.” tarzında hiçbir hikâyesi olmayan ve sadece nasihat niteliğinde olan meseller görüyorsunuz. Çok uzun veya çok kısa hikâyeleri olan, hatta atasözü mahiyetinde hiç hikâyesi olmayan meseller de mevcut. Bunların arasında bin yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek hadiseler üzerine söylenmişlerine de, hiç tahmin edemeyeceğimiz bir geçmişe sahip olanlarına da rastlamak mümkün. Yaşananların gerçek olup olmadığı açıkçası pek de mühim değil. Zira bazı mesellerin ortaya çıkışında tarihi şahsiyetler rol alırken anlatılan hadise oldukça inandırıcı gelebilir. Buna mukabil bunların, hayvanların dilinden hikâye edilip rivayet edilenlerden daha doğru olduğunu gösteren hiçbir karine yok. Çalışmayı özetle anlatmak gerekirse, önemli olan sözün manası ve uygun yerde kullanımı olmakla birlikte insanların tabiri caizse işin magazinsel tarafını merak etmesi neticesinde bazı kimselerin kimi zaman rivayetlere dayanarak, kimi zaman ise hayal gücünden istifade ederek yazıya geçirdiği olayların toplandığı bir kitap olarak tarif edebiliriz.

Mesel Kitabı, ilgi çekici hikâyeler içermesi yönüyle zevk alarak okunabilecek bir kitap olmasının yanı sıra mesellerin anlamları hususunda bir kaynak olarak da istifadeye açık bir çalışma diyebiliriz. Malumdur ki bilhassa Osmanlı münevverleri yazarlarken mahfuzatlarında birçok mesel bulunduğu için bazen yazının ortasında mevzuyla alakalı olarak birden Arapça bir mesel sıkıştırıvermişlerdir. Bundan dolayı Arapça bilmeyen, Arapça bilse de sözün bağlam içerisinde nasıl bir anlama geldiğini kestiremeyen bir okura, metni anlaması için yardımcı bir kaynak olarak düşünülebilir. Şunu da atlamamak gerekir ki hazırlayan, Said Paşa’nın bu eserini hazırlarken epey emek sarf etmiş ve bir hayli titiz davranmış. Çalışmanın başında meselin tarifi, Said Paşa’nın hayatı ve eser hakkında kısa ve öz bilgiler veren Boran, eseri Latin harflerine aktarmakla kalmayıp kısmen sadeleştirirken üslubu bozmamaya gayret etmiş. Ayrıca eserin hazırlanma aşamasında Meydânî’nin kitabıyla, yani tercüme edilen eserle karşılaştırmalı olarak takip edilmesini, özel isimler ve meşhur kavramlar için dipnot düşülmesini ve mütercimin gözünden kaçan bazı yerlerin tashih edilmesini, çalışmanın diğer pozitif özellikleri arasında zikredebiliriz.

Arka Kapak dergisi 32. sayı

Devamını Oku...