Harry Potter’ın Anlatı Dünyasında Medyalar Arası Yolculuk

Diğdem Sezen

J.K. Rowling, Harry Potter ve Felsefe Taşı’nda bizi “sağ kalan çocuk” ile tanıştırdığından bu yana yirmi yıl geçti ve bugün hâlâ Harry Potter romanlarını ilgiyle tekrar tekrar okumak, okutmak için sayısız gerekçe bulabiliyoruz. Hatta, yaşadığımız zamanın ruhu içinde, Harry Potter’ın hikâyesi kimilerimiz için belki her zamankinden daha anlamlı, daha yakın hissettiriyor da olabilir. 2007’de Ölüm Yadigârları’nı bitirip kapağı kapattığımda hikâyenin derin, dokunaklı sonunun tadını çıkarırken bir yandan da bir büyük “saga”nın sonuna gelmiş olmanın yarattığı boşluk hissine kapıldığımı hatırlıyorum. Bu boşluk Rowling’in seriye yeni kitaplarla devam etmeyeceğini açıklamış olması nedeniyle bir parça da hüzün ve merak içeriyordu. Filmlerden video oyunlarına uyarlamalar bir kenara bırakıldığında Hogwarts sadece yeniden ziyaret edilebilecek, ama daha fazla yeni yönü keşfedilemeyecek bir yer olarak mı kalacaktı? Rowling’in bu sorulara cevabı popüler eserlerini farklı niteliklerde devam kitaplarıyla sürdürmeyi tercih eden 20. yy popüler edebiyat yazarlarınınkinden oldukça farklı oldu ve bir anlamda çağdaş, popüler edebi anlatıların günümüz medya dünyasında nasıl ilerleyeceğine dair bir yol haritası çizdi.

Son romanın ardından kendi ifadesine göre Rowling’in orijinal planı Harry Potter evrenini anlatan bir ansiklopedi yazmaktı. Bu, örneğin 1984 yılında Frank Herbert’in onayı ile kaleme alınan Dune Evreni Ansiklopedisi’nden çok da farklı bir plan değildi. Ancak bu ansiklopedi hiç yayımlanmadı ve Rowling 2011’de bir videoyla Pottermore isimli bir multimedya websitesi açacağını takipçilerine duyurdu. Pottermore Harry Potter’ın hikâyesi etrafında birleşen hayranları, biten kitapların ardından yeni ve şaşırtıcı bir yolculuğa çıkmaya davet ediyordu. Videoda Rowling, okurlarına eşsiz bir çevrimiçi okuma deneyimi vadediyordu. Bu okuma deneyimi, yazarın ve okurun hayal gücünün birlikte çalıştığı, farklı yaş gruplarından okurlara seslenen, Harry Potter’ın anlatı dünyasına ilişkin yeni içeriklerin birinci elden paylaşıldığı bir platform olarak tanımlanıyordu. Pottermore, kitaplarda yer almayan kısa hikâyeler, güncellemeler ve anlatı evrenine dair yeni, özel bilgilerin paylaşıldığı, kullanıcıların kişiselleştirebilecekleri uygulamalar içeren (Seçmen Şapka ile Hogwarts’te ait olduğun kuleyi seçmek, Patronus’unun nasıl göründüğünü keşfetmek gibi) bir platformdu. Bir yandan Harry Potter’ın dünyasına dair ayrıntıları parça parça aktarırken diğer yandan da takipçilerin, hayranların ortak paylaşımları üzerinden, aynı hikâye etrafında bir araya gelen bir çevrimiçi topluluk olarak birliktelik ve aidiyet duygusu yaratıyordu.

İletişim kuramcısı Henry Jenkins, Pottermore sitesinin ilanıyla Harry Potter dünyasının, uyarlamaları olan klasik bir anlatıdan, takipçilerin farklı medyalar üzerinden içerikleri birleştirerek anlatı evrenini aktif biçimde inşa ettikleri bir transmedyal anlatıya dönüşümünün başladığını ifade eder.* Diğer yandan, Rowling’in, 2001’de çıkardığı Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?Çağlar Boyu Quidditch ile 2007’de çıkardığı Ozan Beedle’ın Hikâyeleri gibi Harry Potter dünyasını ayrıntılarla zenginleştiren kitaplarla bu dönüşümü Pottermore’dan çok daha önce sezdirmeye başladığını söylemek de mümkün.

Bu transmedyal dönüşüm süreci, Rowling’in aynı adlı kitabından esinlenen, senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlendiği Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? filmiyle 2016’da devam etti. Büyücü dünyasında geçen dokuzuncu film olsa da Fantastik Canavarlar, Harry Potter serilerinin öncülü ya da onların devamı niteliğinde bir hikâye değildi. Harry Potter romanları ve ardından filmleriyle tanıdığımız büyülü dünyada yepyeni bir kahramanın, Newt Scamander’ın hikâyesini anlatıyordu. Harry’nin hikâyesinden 70 yıl önce New York’ta başlayan Newt’un hikâyesi, Harry, Ron ve Hermione’nin hikâyesiyle kısmen ilişkili, ancak doğrudan bağlantılı değildi. Daha çok, onların hikâyesinin de geçtiği büyülü dünyanın sınırlarını genişletiyor, bir diğer deyişle Harry’nin hikâyesinin geçtiği dünyaya bir tarih yazıyordu. Resmî açıklamalara göre, Fantastik Canavarlar’ın beş filmden oluşan bir seri olarak planlandığı bilgisi büyülü dünyanın geçmiş inşasının görkemli bir şekilde devam edeceğini müjdeliyor. Rowling’in Harry Potter anlatı evrenini, transmedyanın tanımına uygun biçimde “her ortamı en ideal biçimde kullanarak” genişletebileceği konusunda sürpriz denemelerinden bir diğeri de Lanetli Çocuk (2016) oldu. Harry Potter serisinin devam hikâyesi niteliğinde iki bölümlük bir tiyatro oyunu olarak Jack Thorne, J. K. Rowling ve John Tiffany tarafından yazılan hikâye, Ölüm Yadigârları’nın okuru bıraktığı tarihten 19 yıl sonra, Harry Potter’ın bakanlıkta çalıştığı, oğlu Albus Severus Potter’ın Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na başlamak üzere olduğu zamanda geçiyordu. Küresel, kitlesel bir takipçi kitlesi olan Harry Potter hikâyesini, West End ya da Broadway sınıfında olsa da yapısı gereği niş bir platformda genişletmenin elbette sakıncaları da öngörüldü. Hikâyenin takipçilere erişmesini sağlamak için oyunun senaryosunun kitap olarak basılması, tiyatro salonlarına sığdırılamayacak kadar büyük hayran kitlelerinin anlatı evrenindeki son gelişmeleri takip edebilmeleri açısından kritik önem taşıyordu.

Bu, aslında Harry Potter anlatılarında niş mecraları kullanırken genellikle benimsenen bir strateji olarak da görülebilir. Örneğin Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın yirminci yıldönümünü kutlamak üzere 2017’nin Ekim ayından itibaren British Library ev sahipliğinde düzenlenen Harry Potter: A History of Magic (Harry Potter: Büyünün Tarihi) başlıklı sergi de buna bir örnektir. Sergi, sihir ve büyü geleneğiyle ilişkili nadir kitaplar, el yazmaları, tarihî objeler gibi yaşadığımız dünyaya ait gerçekliği olan parçalarla J. K. Rowling ve Bloomsbury şirketinin koleksiyonundaki (Hogwarts’ın yakınındaki gölde yaşayan dev mürekkepbalığına ait çizimler, felsefe taşının nasıl yapılacağını anlatan 1500’lerden kalma bir simyacı parşömeni gibi) kurgusal parçaları bir araya getiriyordu. İngiltere’ye ya da serginin şu aralar ziyarete açık olduğu New York’a gidemeyen Harry Potter hayranları ise koleksiyon parçalarıyla selfi çektiremediler belki, ama Google Arts and Culture uygulaması ile tüm sergiyi adım adım, yüksek çözünürlükle gezebildiler. Rehberliğe ihtiyaç duyanlara ise J. K. Rowling’in serginin perde arkasını anlattığı BBC yapımı belgeseli iyi bir alternatif sundu.

Tüm bu süreçte belki de en ilginç olan Rowling’in yukarıda sıralanan tüm örneklerde o veya bu şekilde yaratıcı sürecin içinde ve genellikle de başında bulunması. Sanayileşen kurmaca evrenler tarihi içinde bu oldukça nadir bir durum olarak görülebilir. Bir yazar, yönetmen veya çizgi roman sanatçısı bu yaratımın farklı bir mecrada hayatına devam etmesini arzuluyorsa genellikle hem ticari açıdan hem de yaratım safhası itibariyle süreci yeni alanın uzmanlarına devretmeyi tercih eder veya uzun yıllar Star Wars markasını yöneten George Lucas’ın yaptığı gibi markanın/öykünün imajını koruyan kurumsal yapıları oluşturur. Rowling gibi sürecin içinde aktif olarak yer alan yazar/ilk yaratıcı örnekleri ise nadirdir ve bunların başında Oz Büyücüsü’nün yazarı Frank Baum sayılabilir. Ancak elbette Rowling’in elinde 20. yüzyıl başında bu işe soyunan Baum’dan çok daha gelişkin bir medya ortamı var.

Bugün hem Rowling’in hem de onun yarattığı anlatı dünyasının sadık takipçilerinin hayal gücünün ve içerik üretiminin sınır tanımadığı bir zamanı deneyimliyoruz. Öyle bir noktadayız ki, “Daha fazla film, daha fazla kitap, daha fazla oyun, daha fazla eğlence parkı, daha fazla sergi için gösterdiğimiz açlık ve yaratıcıların bu iştahı tatmin etmek üzere sundukları tüm içerikler, kitleleri en başından itibaren bu dünyaya cezbeden özgün hikâyenin gücünü gölgede mi bırakıyor?” sorusu da bize göz kırpıyor. Peki bu ne anlama geliyor? Çekirdek hikâyenin büyüsü devam edecek mi? Bu anlatı dünyasındaki bir sonraki filmi görmeyi, bir sonraki sergiye gitmeyi, tiyatro oyununun yaşadığımız kente turneye gelmesini arzulamaya devam edecek miyiz? Elbette. Bugüne kadar vaktimizi ve nakdimizi yatırdığımız bu kurgu dünyayla bir takipçi olarak kurduğumuz bağlar sandığımızdan da güçlü. Harry Potter, günümüz medya manzarası içinde kendinden menkul ekosistemleri ile genişleyen ve yarattığı manyetizma ile popüler kültürü etkileyen büyük çağdaş anlatıların kural yazan örneklerinden biri. Üstelik bu yoluna hâlâ ilk yaratıcısının kaptanlığında devam ediyor. 

Arka Kapak dergisi 35. sayı

Devamını Oku...