Tersten Okumalar

Sedat Albayrak

José Saramago’nun Lizbon Kuşatmasının Tarihi eseri, bir okurun metni geriye doğru nasıl yeniden inşa edeceğine dair en çarpıcı bir hikaye olsa gerek. Yayınevi için düzeltmenlik yapan Raimundo Silva, önüne iş olarak gelen bu roman üzerine çalışırken zamanın sıkışması sebebiyle biraz sehven biraz da iradi olarak bir kelimeyi değiştirme ihtiyacı hisseder. Sadece bir kelime, romanın ve hatta romanda anlatılan tarihsel olayın bütün seyrinin değişmesine yol açar. Bu onulmaz hata karşısında işini kaybetme riski taşıyan musahhihimize yayınevi romanı baştan başa bu yeni hikaye üzre yazmasını teklif eder. Bu fazlasıyla ilginç okur tecrübesi velev ki editör ya da diğer başka yazı işçileri için de olsa okurluk faaliyetinin benzer tabiatını vurgulayan hoş bir anlatı.


Lizbon Kuşatmasının Tarihi
Jose Saramago
Çevirmen: Emrah İmre
Kırmızı Kedi Yayınevi

Giovanni Papini, çok gezenin çok bileceğine inanmış servet sahibi bir Amerikalı gezginin gözünden okumayı aşağılayarak başlar Gog romanına. Kahramanımız, namlı profesörlerden bir klasik listesi alarak kitapçı dostuna bunları sipariş eder ve uzunca bir süre evine kapanarak listeyi okumaya koyulur. Şaşırtıcı bir biçimde bütün edebiyat şaheserlerini manasız, usanç verici, deli saçması olarak görür ve gelişen çağa göre ilkel bulduğu edebiyat dünyası hakkında hükmünü verir: Pek muhtemeldir ki bir asra kalmaz bu geri kalmış ve verimsiz sahaya kendini adayacak hiç kimse kalmayacaktır.

Yazarların okuma listeleri birbirine benzer, tavsiyelerde sıkça göreceğimiz üzre Balzac’ın Goriot’u, Dostoyevski’nin Karamazovlar’ı, Joyce’un Ulysses’i ya da Eliot’un Middlemarch’ı gibi eserler artık okumayanların kendilerini bu dünyada yabancı hissedecekleri temel metinler olarak takdim edilir. Daha eskilere gidildiğinde hümanistler açısından Grekçe ve Latince olmazsa olmaz bir liste karşımıza çıkar. Ansiklopedistler için ise bu külliyat daha da kabararak edebiyatın bütün kamusallığına rağmen yazarlığın entelektüel seviyesi ulaşılması çok güç bir irtifaya yükselir. Proust, Okuma Günleri’nde çocukluğundan başlayarak fragmanlar halinde okuma notlarını paylaşılırken biraz serbest çağrışımla kural dışı okumalarına yer vererek, sönen yüksek burjuva kültürüne mutabık olarak, okumalarda da bir serbestiyet alanı açar. Woolf’un bir baba nasihati olarak izinsiz araziye girme huyunu edebiyat alanına taşıyarak yazın dünyasının kimsenin özel mülkü olmadığı ön kabulüyle sınırlara bağlı kalmamayı salık vermesi yazmaya hevesli genç okurlar için ön açıcı bir çağrı.

Papini’nin kahramanı dünyayı kitaplardan öğrenmek yerine görerek tanımak için çıktığı yolculuğun Kahire durağında İrlanda’lı bir oryantalistle karşılaşır. Profesör yazdığı dünya tarihini bitirmek üzere buraya gelmiştir, kitabın son faslının Mısır’la ilgisini anlamayan gezginimize profesör şu minvalde cevap verir: bütün dünya tarihçileri gaz ve toz bulutundan bahsederek muhayyel bir geçmişten başlatırlar çalışmalarını. Halbuki ihtiyar şarkiyatçı, Benjamin Button’un tuhaf hikayesi gibi insanlığın olgunluk çağından başlayarak ilk evrelerine doğru ayakları yere basan bir yolculuk gerçekleştirmektedir. Ona göre İbrani-Arap harfli kitapların tersten başlaması gibi insanlık tarihi de tersten başlamalıdır. Papini tersine tarih olarak adlandırdığı bu faaliyeti kendi gezgininin dünyadaki bilgelik arayışı ile uyumlu bulur.

Proust’un okumayı esas özü bakımından, yalnızlığın orta yerinde iletişim kurmak gibi verimli bir mucize olduğuna inandığını ifade etmesi, diyalog faaliyetinin iki ucunu gösteren hoş bir anekdot. Bu bakımdan okumayı yazarın işi görmek doğru da değildir. Abdülhak Şinasi Hisar, Okumak Tesellisi başlıklı meşhur yazısında okumayı çalışma olarak gören arkadaşını yadırgar ve okumayı fiyakalı bir teselli olarak gördüğünü söyler. Bu teselli çoğu zaman kurguyu, imgeyi, metaforu, dağarcığı güçlendiren bir tabiata da işaret ediyor. Yanlış anlamanın da çoğu zaman iradi bir anlama biçimi olması gibi başka açılardan okumak ya da daha düz bir tabirle tersine okumak metni besleyen ve yeniden inşa eden bir faaliyet olarak hatırlanmalı. 

Arka Kapak dergisi 29. sayı

Devamını Oku...